يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
أَنفِقُوا۟
infak edin
مِمَّا
رَزَقْنَـٰكُم
size verdiğimiz rızıktan
مِّن
قَبْلِ
önce
أَن
يَأْتِىَ
gelmezden
يَوْمٌ
gün
لَّا
olmadığı
بَيْعٌ
alışverişin
فِيهِ
içinde
وَلَا
ve hiçbir
خُلَّةٌ
dostluğun
وَلَا
ve hiçbir
شَفَـٰعَةٌ ۗ
şefaatin
وَٱلْكَـٰفِرُونَ
ve kafirler
هُمُ
ta kendileridir
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimlerin
Ya eyyuhellezine amenu enfiku mimma razaknakum min kabli en ye'tiye yevmun la bey'un fihi ve la hulletun ve la şefaah, vel kafirune humuz zalimun.
Şefaatin kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir (Bkz. 2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.
Hayırlı işlere harcayın ve ihtiyaç sahiplerine karşılıksız yardım edin.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ya eyyuha
|
ey | - |
| 2 |
ellezine
|
kimseler | - |
| 3 |
amenu
|
inanan(lar) | امن |
| 4 |
enfiku
|
infak edin | نفق |
| 5 |
mimma
|
- | |
| 6 |
razeknakum
|
size verdiğimiz rızıktan | رزق |
| 7 |
min
|
- | |
| 8 |
kabli
|
önce | قبل |
| 9 |
en
|
- | |
| 10 |
ye'tiye
|
gelmezden | اتي |
| 11 |
yevmun
|
gün | يوم |
| 12 |
la
|
olmadığı | - |
| 13 |
bey'un
|
alışverişin | بيع |
| 14 |
fihi
|
içinde | - |
| 15 |
ve la
|
ve hiçbir | - |
| 16 |
hulletun
|
dostluğun | خلل |
| 17 |
ve la
|
ve hiçbir | - |
| 18 |
şefaatun
|
şefaatin | شفع |
| 19 |
velkafirune
|
ve kafirler | كفر |
| 20 |
humu
|
ta kendileridir | - |
| 21 |
z-zalimune
|
zalimlerin | ظلم |