Boşadığınız kadınlar, iddetlerini[1] tamamlayınca, onları ya meşru bir şekilde tutun ya da meşru bir şekilde bırakın. Haklarını çiğneyip, zarar verecek şekilde onları tutmayın. Kim böyle davranırsa, kendisine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini hafife almayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini; size öğüt vermek için indirdiği Kitap'ı ve Hikmet'i[2] aklınızdan çıkarmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Ve bilin ki Allah, Her Şeyi Gerçeğiyle Bilen'dir.
وَإِذَا
zaman
طَلَّقْتُمُ
boşadığınız
ٱلنِّسَآءَ
kadınları
فَبَلَغْنَ
ulaştıklarında
أَجَلَهُنَّ
(iddetlerinin) sonuna
فَأَمْسِكُوهُنَّ
ya onları tutun
بِمَعْرُوفٍ
iyilikle
أَوْ
ya da
سَرِّحُوهُنَّ
bırakın
بِمَعْرُوفٍ ۚ
iyilikle
وَلَا
تُمْسِكُوهُنَّ
onları (yanınızda) tutmayın
ضِرَارًا
zarar vermek için
لِّتَعْتَدُوا۟ ۚ
haklarına tecavüz edip
وَمَن
kim
يَفْعَلْ
yaparsa
ذَٰلِكَ
bunu
فَقَدْ
muhakkak
ظَلَمَ
zulmetmiştir
نَفْسَهُ ۚ
kendine
وَلَا
تَتَّخِذُوٓا۟
edinmeyin
ءَايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُزُوًا ۚ
eğlence
وَٱذْكُرُوا۟
düşünün
نِعْمَتَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ
size olan
وَمَآ
أَنزَلَ
indirdiklerini
عَلَيْكُم
size
مِّنَ
-tan
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap-
وَٱلْحِكْمَةِ
ve Hikmet(ten)
يَعِظُكُم
size öğüt vermek için
بِهِ ۚ
onunla
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌ
bilir
Ve iza tallaktumun nisae fe belagne ecelehunne fe emsikuhunne bi ma'rufin ev serrihuhunne bi ma'ruf, ve la tumsikuhunne dıraran li ta'tedu, ve men yef'al zalike fe kad zaleme nefseh, ve la tettehızu ayatillahi huzuva, vezkuru ni'metallahi aleykum ve ma enzele aleykum minel kitabi vel hikmeti yeızukum bih, vettekullahe va'lemu ennallahe bi kulli şey'in alim.
Boşanmadan sonra beklenecek üç "adet dönemi" süresi.
Bkz. 2:129. Ayetin dipnotu.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve iza
|
zaman | - |
| 2 |
tallektumu
|
boşadığınız | طلق |
| 3 |
n-nisa'e
|
kadınları | نسو |
| 4 |
fe belegne
|
ulaştıklarında | بلغ |
| 5 |
ecelehunne
|
(iddetlerinin) sonuna | اجل |
| 6 |
feemsikuhunne
|
ya onları tutun | مسك |
| 7 |
bimea'rufin
|
iyilikle | عرف |
| 8 |
ev
|
ya da | - |
| 9 |
serrihuhunne
|
bırakın | سرح |
| 10 |
bimea'rufin
|
iyilikle | عرف |
| 11 |
ve la
|
- | |
| 12 |
tumsikuhunne
|
onları (yanınızda) tutmayın | مسك |
| 13 |
diraran
|
zarar vermek için | ضرر |
| 14 |
litea'tedu
|
haklarına tecavüz edip | عدو |
| 15 |
ve men
|
kim | - |
| 16 |
yef'al
|
yaparsa | فعل |
| 17 |
zalike
|
bunu | - |
| 18 |
fekad
|
muhakkak | - |
| 19 |
zeleme
|
zulmetmiştir | ظلم |
| 20 |
nefsehu
|
kendine | نفس |
| 21 |
ve la
|
- | |
| 22 |
tettehizu
|
edinmeyin | اخذ |
| 23 |
ayati
|
ayetlerini | ايي |
| 24 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 25 |
huzuven
|
eğlence | هزا |
| 26 |
vezkuru
|
düşünün | ذكر |
| 27 |
nia'mete
|
ni'metini | نعم |
| 28 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 29 |
aleykum
|
size olan | - |
| 30 |
ve ma
|
- | |
| 31 |
enzele
|
indirdiklerini | نزل |
| 32 |
aleykum
|
size | - |
| 33 |
mine
|
-tan | - |
| 34 |
l-kitabi
|
Kitap- | كتب |
| 35 |
velhikmeti
|
ve Hikmet(ten) | حكم |
| 36 |
yeizukum
|
size öğüt vermek için | وعظ |
| 37 |
bihi
|
onunla | - |
| 38 |
vetteku
|
ve korkun | وقي |
| 39 |
llahe
|
Allah'tan | - |
| 40 |
vea'lemu
|
ve bilin ki | علم |
| 41 |
enne
|
şüphesiz | - |
| 42 |
llahe
|
Allah | - |
| 43 |
bikulli
|
her | كلل |
| 44 |
şey'in
|
şeyi | شيا |
| 45 |
alimun
|
bilir | علم |