Sana hamrın[1] ve şans oyunlarının[2] hükmünü soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük günah vardır. İnsanlar için yararları[3] olsa da. Günahları yararlarından daha büyüktür." Sana neyi infak[4] edeceklerini soruyorlar. De ki: "Afvı.[5]" Allah size ayetlerini böylece açıklamaktadır. Umulur ki düşünürsünüz.
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyorlar
عَنِ
-tan
ٱلْخَمْرِ
şarap-
وَٱلْمَيْسِرِ ۖ
ve kumardan
قُلْ
de ki
فِيهِمَآ
o ikisinde vardır
إِثْمٌ
günah
كَبِيرٌ
büyük
وَمَنَـٰفِعُ
ve bazı yararlar
لِلنَّاسِ
insanlar için
وَإِثْمُهُمَآ
fakat onların günahı
أَكْبَرُ
daha büyüktür
مِن
-ndan
نَّفْعِهِمَا ۗ
yararı-
وَيَسْـَٔلُونَكَ
ve sana soruyorlar
مَاذَا
ne
يُنفِقُونَ
infak edeceklerini
قُلِ
de ki
ٱلْعَفْوَ ۗ
Af (ihtiyaçlarınızdan fazlasını)
كَذَٰلِكَ
böyle
يُبَيِّنُ
açıklıyor
ٱللَّهُ
Allah
لَكُمُ
size
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَتَفَكَّرُونَ
düşünürsünüz
Yes'eluneke anil hamri vel meysir, kul fihima ismun kebirun ve menafiu lin nasi, ve ismuhuma ekberu min nef'ihima ve yes'eluneke maza yunfikun kulil afve, kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun.
Aklı örten/sarhoş edici şeyler.
Fal oklarıyla oynamak, kumar, at yarışı, loto, toto, piyango vb.
Kısmen yarardan kasıt; bu işlerin ticareti ile sarhoşluğun o anda sağladığı rahatlama, şans oyunlarında zaman zaman kazanma olabilir. Kumarın kısmen yararlı olması da kumar oynayanların kimi zaman kazanıyor olmalarıdır. Değilse bizatihi ne içkide ne de kumarda kısmen de olsa bir yarar söz konusu değildir.
Karşılıksız yardım.
İhtiyacından fazla olandan uygun gördüğünü. Gönlünden ne koparsa. Affetmek, bağışlamak, bırakmak, salıvermek demektir. Sahip olduğunuz malın ne kadarından vaz geçerseniz ne kadarını elinizden çıkarmak, yani malın ne kadarını afetmek istiyorsanız o kadarını af edin, ihtiyacı olanlara verin. (Af kelimesi için bkz. 5:101.)
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
yeseluneke
|
sana soruyorlar | سال |
| 2 |
ani
|
-tan | - |
| 3 |
l-hamri
|
şarap- | خمر |
| 4 |
velmeysiri
|
ve kumardan | يسر |
| 5 |
kul
|
de ki | قول |
| 6 |
fihima
|
o ikisinde vardır | - |
| 7 |
ismun
|
günah | اثم |
| 8 |
kebirun
|
büyük | كبر |
| 9 |
ve menafiu
|
ve bazı yararlar | نفع |
| 10 |
linnasi
|
insanlar için | نوس |
| 11 |
veismuhuma
|
fakat onların günahı | اثم |
| 12 |
ekberu
|
daha büyüktür | كبر |
| 13 |
min
|
-ndan | - |
| 14 |
nef'ihima
|
yararı- | نفع |
| 15 |
ve yeseluneke
|
ve sana soruyorlar | سال |
| 16 |
maza
|
ne | - |
| 17 |
yunfikune
|
infak edeceklerini | نفق |
| 18 |
kuli
|
de ki | قول |
| 19 |
l-afve
|
Af (ihtiyaçlarınızdan fazlasını) | عفو |
| 20 |
kezalike
|
böyle | - |
| 21 |
yubeyyinu
|
açıklıyor | بين |
| 22 |
llahu
|
Allah | - |
| 23 |
lekumu
|
size | - |
| 24 |
l-ayati
|
ayetleri | ايي |
| 25 |
leallekum
|
umulur ki | - |
| 26 |
tetefekkerune
|
düşünürsünüz | فكر |