Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, O'nu[1] öz oğullarını bildikleri gibi bilirler. Buna rağmen içlerinden bir zümre, bile bile gerçeği gizlemektedir.
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَاتَيْنَـٰهُمُ
kendilerine verdiğimiz
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
يَعْرِفُونَهُ
onu tanırlar
كَمَا
gibi
يَعْرِفُونَ
tanıdıkları
أَبْنَآءَهُمْ ۖ
oğullarını
وَإِنَّ
ve (yine) elbette
فَرِيقًا
bir grup
مِّنْهُمْ
onlardan
لَيَكْتُمُونَ
gizlerler
ٱلْحَقَّ
gerçeği
وَهُمْ
onlar
يَعْلَمُونَ
bildikleri (halde)
Ellezine ateynahumul kitabe ya'rifunehu kema ya'rifune ebnaehum ve inne ferikan minhum le yektumunel hakka ve hum ya'lemun.
Mescid-i Haram'ı. Kabe'nin kıble olduğunu.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ellezine
|
kimseler | - |
| 2 |
ateynahumu
|
kendilerine verdiğimiz | اتي |
| 3 |
l-kitabe
|
Kitap | كتب |
| 4 |
yea'rifunehu
|
onu tanırlar | عرف |
| 5 |
kema
|
gibi | - |
| 6 |
yea'rifune
|
tanıdıkları | عرف |
| 7 |
ebna'ehum
|
oğullarını | بني |
| 8 |
ve inne
|
ve (yine) elbette | - |
| 9 |
ferikan
|
bir grup | فرق |
| 10 |
minhum
|
onlardan | - |
| 11 |
leyektumune
|
gizlerler | كتم |
| 12 |
l-hakka
|
gerçeği | حقق |
| 13 |
vehum
|
onlar | - |
| 14 |
yea'lemune
|
bildikleri (halde) | علم |