Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, iman eden bir halk için Rabb'inizden gelen bir basiret,[1] bir yol gösterici ve bir rahmettir."
وَإِذَا
zaman
لَمْ
تَأْتِهِم
onlara getirmediğin
بِـَٔايَةٍ
bir ayet
قَالُوا۟
derler
لَوْلَا
keşke
ٱجْتَبَيْتَهَا ۚ
bunu da derleseydin ya
قُلْ
de ki
إِنَّمَآ
ben ancak
أَتَّبِعُ
uyuyorum
مَا
şeye
يُوحَىٰٓ
vahyolunana
إِلَىَّ
bana
مِن
-den
رَّبِّى ۚ
Rabbim-
هَـٰذَا
bu (Kur'an)
بَصَآئِرُ
basiretlerdir
مِن
-den
رَّبِّكُمْ
Rabbiniz-
وَهُدًى
ve yol göstericidir
وَرَحْمَةٌ
ve rahmettir
لِّقَوْمٍ
bir toplum için
يُؤْمِنُونَ
inanan
Ve iza lem te'tihim biayetin kalu lev lectebeyteha, kul innema ettebiu ma yuha ileyye min rabbi haza besairu min rabbikum ve huden ve rahmetun li kavmin yu'minun .
Gerçeği kavrayış, gerçeği görme.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve iza
|
zaman | - |
| 2 |
lem
|
- | |
| 3 |
te'tihim
|
onlara getirmediğin | اتي |
| 4 |
biayetin
|
bir ayet | ايي |
| 5 |
kalu
|
derler | قول |
| 6 |
levla
|
keşke | - |
| 7 |
ctebeyteha
|
bunu da derleseydin ya | جبي |
| 8 |
kul
|
de ki | قول |
| 9 |
innema
|
ben ancak | - |
| 10 |
ettebiu
|
uyuyorum | تبع |
| 11 |
ma
|
şeye | - |
| 12 |
yuha
|
vahyolunana | وحي |
| 13 |
ileyye
|
bana | - |
| 14 |
min
|
-den | - |
| 15 |
rabbi
|
Rabbim- | ربب |
| 16 |
haza
|
bu (Kur'an) | - |
| 17 |
besairu
|
basiretlerdir | بصر |
| 18 |
min
|
-den | - |
| 19 |
rabbikum
|
Rabbiniz- | ربب |
| 20 |
ve huden
|
ve yol göstericidir | هدي |
| 21 |
ve rahmetun
|
ve rahmettir | رحم |
| 22 |
likavmin
|
bir toplum için | قوم |
| 23 |
yu'minune
|
inanan | امن |