Onları, yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan, salih[1] olanlar da vardı olmayanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.
وَقَطَّعْنَـٰهُمْ
ve onları ayırdık
فِى
ٱلْأَرْضِ
yeryüzünde
أُمَمًا ۖ
topluluklara
مِّنْهُمُ
onlardan kimi
ٱلصَّـٰلِحُونَ
iyi kişilerdir
وَمِنْهُمْ
ve kimi de
دُونَ
alçaktır
ذَٰلِكَ ۖ
bundan
وَبَلَوْنَـٰهُم
ve onları sınadık
بِٱلْحَسَنَـٰتِ
iyiliklerle
وَٱلسَّيِّـَٔاتِ
ve kötülüklerle
لَعَلَّهُمْ
belki
يَرْجِعُونَ
dönerler (diye)
Ve katta'nahum fil ardı umema, minhumus salihune ve minhum dune zalike ve belevnahum bil hasenati ves seyyiati leallehum yerciun.
Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve kattaa'nahum
|
ve onları ayırdık | قطع |
| 2 |
fi
|
- | |
| 3 |
l-erdi
|
yeryüzünde | ارض |
| 4 |
umemen
|
topluluklara | امم |
| 5 |
minhumu
|
onlardan kimi | - |
| 6 |
s-salihune
|
iyi kişilerdir | صلح |
| 7 |
ve minhum
|
ve kimi de | - |
| 8 |
dune
|
alçaktır | دون |
| 9 |
zalike
|
bundan | - |
| 10 |
ve belevnahum
|
ve onları sınadık | بلو |
| 11 |
bil-hasenati
|
iyiliklerle | حسن |
| 12 |
ve sseyyiati
|
ve kötülüklerle | سوا |
| 13 |
leallehum
|
belki | - |
| 14 |
yerciune
|
dönerler (diye) | رجع |