فَإِذَا
zaman
رَكِبُوا۟
bindikleri
فِى
ٱلْفُلْكِ
gemiye
دَعَوُا۟
yalvarırlar
ٱللَّهَ
Allah'a
مُخْلِصِينَ
halis kılarak
لَهُ
yalnız O'na
ٱلدِّينَ
dini
فَلَمَّا
fakat
نَجَّىٰهُمْ
onları salimen çıkarınca
إِلَى
ٱلْبَرِّ
karaya
إِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يُشْرِكُونَ
ortak koşarlar
Fe iza rakibu fil fulki deavullahe muhlisine lehud din, fe lemma neccahum ilel berri iza hum yuşrikun.
Tehlike ile yüz yüze geldiklerinde.
Dua; çağırmak, seslenmek, yardım istemek demektir. Dua, Allah'a istek ve ihtiyaçlarını arz ederek O'nun lütfunu desteğini, bağışlamasını ve yardımını istemektir (2:186). İnsan, dua etmeden önce kendisine düşeni yapmalıdır. Kendisine düşeni yapmadan Allah'tan bir şey istemek samimiyetsizliktir. Yine Allah'tan istenilen şeyin doğru bir şey olması gerekir: İstediği şeyi hak edip etmediğini, hakkı olup olmadığını dikkate almalıdır. Dua edenin, isteği kabul edildikten sonra, Allah'ı unutacak olması, duasının kabul edilmesine engeldir. Allah'ın yanı sıra başka bir kimseye veya şeye dua etmek şirktir (1:5).
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
fe iza
|
zaman | - |
| 2 |
rakibu
|
bindikleri | ركب |
| 3 |
fi
|
- | |
| 4 |
l-fulki
|
gemiye | فلك |
| 5 |
deavu
|
yalvarırlar | دعو |
| 6 |
llahe
|
Allah'a | - |
| 7 |
muhlisine
|
halis kılarak | خلص |
| 8 |
lehu
|
yalnız O'na | - |
| 9 |
d-dine
|
dini | دين |
| 10 |
felemma
|
fakat | - |
| 11 |
neccahum
|
onları salimen çıkarınca | نجو |
| 12 |
ila
|
- | |
| 13 |
l-berri
|
karaya | برر |
| 14 |
iza
|
hemen | - |
| 15 |
hum
|
onlar | - |
| 16 |
yuşrikune
|
ortak koşarlar | شرك |