İnsanlar, iman ettik demekle fitnelendirilmeden[1] bırakılacaklarını mı sanıyorlar.
أَحَسِبَ
-mı sandılar?
ٱلنَّاسُ
insanlar
أَن
يُتْرَكُوٓا۟
bırakılacaklarını
أَن
يَقُولُوٓا۟
demekle
ءَامَنَّا
inandık
وَهُمْ
onlar
لَا
hiç
يُفْتَنُونَ
sınanmadan
E hasiben nasu en yutreku en yekulu amenna ve hum la yuftenun.
Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.