Şimdi seni yalanlayanlar; senden önce açık kanıtlarla, zeburlar[1] ve aydınlatıcı kitaplarla gelen Resulleri de yalanlamışlardı.
فَإِن
eğer
كَذَّبُوكَ
seni yalanladılarsa
فَقَدْ
doğrusu
كُذِّبَ
yalanlanmıştı
رُسُلٌ
resuller de
مِّن
قَبْلِكَ
senden önce
جَآءُو
getiren
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık deliller
وَٱلزُّبُرِ
hikmetli sahifeler
وَٱلْكِتَـٰبِ
ve Kitabı
ٱلْمُنِيرِ
aydınlatıcı
Fe in kezzebuke fe kad kuzzibe rusulun min kablike cau bil beyyinati vez zuburi vel kitabil munir.
Sahifeler, hikmet dolu yazılı metinler.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
fein
|
eğer | - |
| 2 |
kezzebuke
|
seni yalanladılarsa | كذب |
| 3 |
fekad
|
doğrusu | - |
| 4 |
kuzzibe
|
yalanlanmıştı | كذب |
| 5 |
rusulun
|
resuller de | رسل |
| 6 |
min
|
- | |
| 7 |
kablike
|
senden önce | قبل |
| 8 |
ca'u
|
getiren | جيا |
| 9 |
bil-beyyinati
|
açık deliller | بين |
| 10 |
ve zzuburi
|
hikmetli sahifeler | زبر |
| 11 |
velkitabi
|
ve Kitabı | كتب |
| 12 |
l-muniri
|
aydınlatıcı | نور |