Bir de münafık[1] olanların belirlenmesi içindi. Onlara: "Gelin bizimle birlikte Allah yolunda savaşın veya savunmada bulunun." denildiğinde; onlar: "Savaşı bilseydik[2] elbette size uyardık." dediler. Onlar, o gün imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlardı. Oysa Allah, onların içlerinde sakladıklarını çok iyi bilmektedir.
وَلِيَعْلَمَ
ve bilmesi içindir
ٱلَّذِينَ
kimseleri
نَافَقُوا۟ ۚ
iki yüzlülük edenleri
وَقِيلَ
dendiği halde
لَهُمْ
onlara
تَعَالَوْا۟
gelin
قَـٰتِلُوا۟
savaşın
فِى
سَبِيلِ
yolunda
ٱللَّهِ
Allah
أَوِ
ya da
ٱدْفَعُوا۟ ۖ
savunun
قَالُوا۟
dediler
لَوْ
eğer
نَعْلَمُ
bilseydik
قِتَالًا
savaş (olacağını)
لَّٱتَّبَعْنَـٰكُمْ ۗ
sizinle gelirdik
هُمْ
onlar
لِلْكُفْرِ
küfre
يَوْمَئِذٍ
o gün
أَقْرَبُ
yakın idiler
مِنْهُمْ
ondan
لِلْإِيمَـٰنِ ۚ
imandan (çok)
يَقُولُونَ
söylüyorlar
بِأَفْوَٰهِهِم
ağızlarıyla
مَّا
لَيْسَ
olmayanı
فِى
içinde
قُلُوبِهِمْ ۗ
kalblerinin
وَٱللَّهُ
halbuki Allah
أَعْلَمُ
çok iyi bilmektedir
بِمَا
şeyi
يَكْتُمُونَ
içlerinde sakladıkları
Ve li ya'lemellezine nafeku, ve kile lehum tealev katilu fi sebilillahi evidfeu kalu lev na'lemu kıtalen letteba'nakum, hum lil kufri yevmeizin akrabu minhum lil iman, yekulune bi efvahihim ma leyse fi kulubihim, vallahu a'lemu bi ma yektumun.
Münafık, içten "bitmiş, tükenmiş ve imanı kalmamış, omurgasız, onursuz ve iki -yüzlü kimse demektir. Münafık, iman konusunda dürüst ve samimi olmayan, tıpkı tarla faresinin yuva değiştirdiği gibi, yer değiştiren: işlerine gelince Mü'min, işlerine gelince Kafir olan kimse.
Savaş çıkacağını veya savaşmayı bilseydik.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
veliyea'leme
|
ve bilmesi içindir | علم |
| 2 |
ellezine
|
kimseleri | - |
| 3 |
nafeku
|
iki yüzlülük edenleri | نفق |
| 4 |
ve kile
|
dendiği halde | قول |
| 5 |
lehum
|
onlara | - |
| 6 |
teaalev
|
gelin | علو |
| 7 |
katilu
|
savaşın | قتل |
| 8 |
fi
|
- | |
| 9 |
sebili
|
yolunda | سبل |
| 10 |
llahi
|
Allah | - |
| 11 |
evi
|
ya da | - |
| 12 |
dfeu
|
savunun | دفع |
| 13 |
kalu
|
dediler | قول |
| 14 |
lev
|
eğer | - |
| 15 |
nea'lemu
|
bilseydik | علم |
| 16 |
kitalen
|
savaş (olacağını) | قتل |
| 17 |
lattebea'nakum
|
sizinle gelirdik | تبع |
| 18 |
hum
|
onlar | - |
| 19 |
lilkufri
|
küfre | كفر |
| 20 |
yevmeizin
|
o gün | - |
| 21 |
ekrabu
|
yakın idiler | قرب |
| 22 |
minhum
|
ondan | - |
| 23 |
lilimani
|
imandan (çok) | امن |
| 24 |
yekulune
|
söylüyorlar | قول |
| 25 |
biefvahihim
|
ağızlarıyla | فوه |
| 26 |
ma
|
- | |
| 27 |
leyse
|
olmayanı | ليس |
| 28 |
fi
|
içinde | - |
| 29 |
kulubihim
|
kalblerinin | قلب |
| 30 |
vallahu
|
halbuki Allah | - |
| 31 |
ea'lemu
|
çok iyi bilmektedir | علم |
| 32 |
bima
|
şeyi | - |
| 33 |
yektumune
|
içlerinde sakladıkları | كتم |