Sonra O, üzüntünün ardından, sizden bir kısmınıza, güven duygusu, sarıp kuşatan bir iç dinginlik indirdi. Bir kısmınız da can kaygısına düşmüştü. Allah hakkında, tıpkı Cahiliye[1] dönemindekine benzer biçimde gerçeğe aykırı bir sanı besliyorlardı. "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Her şeyin takdiri yalnız Allah'ındır." Sana, açıklamadıkları şeyleri içlerinde gizliyorlar. "Elimizden bir şey gelseydi buralarda öldürülmezdik." diyorlar. De ki: "Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, üzerlerine öldürülme yazılmış2 olanlar düşüp ölecekleri yere kendiliğinden çıkıp gelirlerdi. Allah, bunu, göğüslerinizde olanı sınamak ve kalplerinizdekilerini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü bilir."
ثُمَّ
sonra
أَنزَلَ
indirdi
عَلَيْكُم
size
مِّن
بَعْدِ
ardından
ٱلْغَمِّ
o üzüntünün
أَمَنَةً
bir güven
نُّعَاسًا
bir uyku
يَغْشَىٰ
bürüyen
طَآئِفَةً
bir kısmınızı
مِّنكُمْ ۖ
sizden
وَطَآئِفَةٌ
ve bir kısmınız da
قَدْ
doğrusu
أَهَمَّتْهُمْ
kaygısına düşmüştü
أَنفُسُهُمْ
kendi canlarının
يَظُنُّونَ
bir zanda bulunuyorlar
بِٱللَّهِ
Allah'a karşı
غَيْرَ
-sız
ٱلْحَقِّ
hak-
ظَنَّ
zannı (gibi)
ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ ۖ
cahiliyye
يَقُولُونَ
diyorlardı
هَل
var mı
لَّنَا
bize
مِنَ
ٱلْأَمْرِ
bu işten
مِن
hiçbir
شَىْءٍ ۗ
şey
قُلْ
de ki
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْأَمْرَ
iş
كُلَّهُ
bütünüyle
لِلَّهِ ۗ
Allah'a aittir
يُخْفُونَ
onlar gizliyorlar
فِىٓ
أَنفُسِهِم
içlerinde
مَّا
şeyleri
لَا
يُبْدُونَ
açıklayamadıkları
لَكَ ۖ
sana
يَقُولُونَ
diyorlar ki
لَوْ
şayet
كَانَ
olsaydı
لَنَا
bize
مِنَ
ٱلْأَمْرِ
bu işten
شَىْءٌ
bir şey (fayda)
مَّا
قُتِلْنَا
öldürülmezdik
هَـٰهُنَا ۗ
burada
قُل
de ki
لَّوْ
şayet
كُنتُمْ
olsaydınız
فِى
بُيُوتِكُمْ
evlerinizde dahi
لَبَرَزَ
mutlaka boylardı
ٱلَّذِينَ
olanlar
كُتِبَ
yazılmış
عَلَيْهِمُ
üzerine
ٱلْقَتْلُ
öldürülme(si)
إِلَىٰ
مَضَاجِعِهِمْ ۖ
yatacakları yeri
وَلِيَبْتَلِىَ
ve denemesi içindir
ٱللَّهُ
Allah'ın
مَا
olanı
فِى
içinde
صُدُورِكُمْ
göğüsleriniz
وَلِيُمَحِّصَ
ve açığa çıkarması içindir
مَا
olanı
فِى
içinde
قُلُوبِكُمْ ۗ
kalbleriniz
وَٱللَّهُ
Allah
عَلِيمٌ
bilir
بِذَاتِ
özünü
ٱلصُّدُورِ
göğüslerin
Summe enzele aleykum min ba'dil gammi emeneten nuasen yagşa taifeten minkum, ve taifetun kad ehemmethum enfusuhum yezunnune billahi gayrel hakkı zannel cahiliyyeh, yekulune hel lena minel emri min şey', kul innel emre kullehu lillah, yuhfune fi enfusihim ma la yubdune lek, yekulune lev kane lena minel emri şey'un ma kutilna hahuna, kul lev kuntum fi buyutikum le berezellezine kutibe aleyhimul katlu ila medaciihim, ve li yebteliyallahu ma fi sudurikum ve li yumahhısa ma fi kulubikum, vallahu alimun bi zatis sudur.
Vahiy dışı inanç, düşünce ve yaşam biçimleri. Kur'an; Cahiliye'yi, bilgisizlik, bilmezlik, okuryazar olmamak anlamında değil; gerçeğin dışında bir şeye inanmak, yapılması gerekenin veya gerçeğin tersini yapmak anlamında kullanmaktadır. Kur'an'a göre vahiy dışı yaşam biçimi Cahiliye'dir.
Gerekli görülmüş.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
summe
|
sonra | - |
| 2 |
enzele
|
indirdi | نزل |
| 3 |
aleykum
|
size | - |
| 4 |
min
|
- | |
| 5 |
bea'di
|
ardından | بعد |
| 6 |
l-gammi
|
o üzüntünün | غمم |
| 7 |
emeneten
|
bir güven | امن |
| 8 |
nuaasen
|
bir uyku | نعس |
| 9 |
yegşa
|
bürüyen | غشو |
| 10 |
taifeten
|
bir kısmınızı | طوف |
| 11 |
minkum
|
sizden | - |
| 12 |
vetaifetun
|
ve bir kısmınız da | طوف |
| 13 |
kad
|
doğrusu | - |
| 14 |
ehemmethum
|
kaygısına düşmüştü | همم |
| 15 |
enfusuhum
|
kendi canlarının | نفس |
| 16 |
yezunnune
|
bir zanda bulunuyorlar | ظنن |
| 17 |
billahi
|
Allah'a karşı | - |
| 18 |
gayra
|
-sız | غير |
| 19 |
l-hakki
|
hak- | حقق |
| 20 |
zenne
|
zannı (gibi) | ظنن |
| 21 |
l-cahiliyyeti
|
cahiliyye | جهل |
| 22 |
yekulune
|
diyorlardı | قول |
| 23 |
hel
|
var mı | - |
| 24 |
lena
|
bize | - |
| 25 |
mine
|
- | |
| 26 |
l-emri
|
bu işten | امر |
| 27 |
min
|
hiçbir | - |
| 28 |
şey'in
|
şey | شيا |
| 29 |
kul
|
de ki | قول |
| 30 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 31 |
l-emra
|
iş | امر |
| 32 |
kullehu
|
bütünüyle | كلل |
| 33 |
lillahi
|
Allah'a aittir | - |
| 34 |
yuhfune
|
onlar gizliyorlar | خفي |
| 35 |
fi
|
- | |
| 36 |
enfusihim
|
içlerinde | نفس |
| 37 |
ma
|
şeyleri | - |
| 38 |
la
|
- | |
| 39 |
yubdune
|
açıklayamadıkları | بدو |
| 40 |
leke
|
sana | - |
| 41 |
yekulune
|
diyorlar ki | قول |
| 42 |
lev
|
şayet | - |
| 43 |
kane
|
olsaydı | كون |
| 44 |
lena
|
bize | - |
| 45 |
mine
|
- | |
| 46 |
l-emri
|
bu işten | امر |
| 47 |
şey'un
|
bir şey (fayda) | شيا |
| 48 |
ma
|
- | |
| 49 |
kutilna
|
öldürülmezdik | قتل |
| 50 |
hahuna
|
burada | - |
| 51 |
kul
|
de ki | قول |
| 52 |
lev
|
şayet | - |
| 53 |
kuntum
|
olsaydınız | كون |
| 54 |
fi
|
- | |
| 55 |
buyutikum
|
evlerinizde dahi | بيت |
| 56 |
leberaze
|
mutlaka boylardı | برز |
| 57 |
ellezine
|
olanlar | - |
| 58 |
kutibe
|
yazılmış | كتب |
| 59 |
aleyhimu
|
üzerine | - |
| 60 |
l-katlu
|
öldürülme(si) | قتل |
| 61 |
ila
|
- | |
| 62 |
medaciihim
|
yatacakları yeri | ضجع |
| 63 |
veliyebteliye
|
ve denemesi içindir | بلو |
| 64 |
llahu
|
Allah'ın | - |
| 65 |
ma
|
olanı | - |
| 66 |
fi
|
içinde | - |
| 67 |
sudurikum
|
göğüsleriniz | صدر |
| 68 |
veliyumehhisa
|
ve açığa çıkarması içindir | محص |
| 69 |
ma
|
olanı | - |
| 70 |
fi
|
içinde | - |
| 71 |
kulubikum
|
kalbleriniz | قلب |
| 72 |
vallahu
|
Allah | - |
| 73 |
alimun
|
bilir | علم |
| 74 |
bizati
|
özünü | - |
| 75 |
s-suduri
|
göğüslerin | صدر |