Se-Be-Ra
vbr
Geri tutmak, sınırlamak/engellemek/alıkoymak/kısıtlamak/dizginlemek/engellemek, reddetmek/yasaklamak/kabul etmemek, başarısız kılmak, birinin bir şey yapmasını veya bir şeye ulaşmasını engellemek, yoldan çıkmak, kaybetmek, yok olmak/yok etmek, hayal kırıklığına uğratmak, kovmak, lanetlemek. Bir şey üzerinde özenle/sürekli olarak çalışmak.
İlgili Ayetler
Bu kök kelime (5) ayette yer almaktadır.
Furkân / 25:13:9
Çaresizlik içinde, dar bir yere atıldıkları zaman orada yok olmak için yakaracaklar.
وَإِذَآ أُلْقُوا۟ مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُّقَرَّنِينَ دَعَوْا۟ هُنَالِكَ ثُبُورًا
Ve iza ulku minha mekanen dayyıkan mukarrenine deav hunalike subura.
Furkân / 25:14:4
Bugün bir kez değil, defalarca yok olmayı isteyin.
لَّا تَدْعُوا۟ ٱلْيَوْمَ ثُبُورًا وَٰحِدًا وَٱدْعُوا۟ ثُبُورًا كَثِيرًا
La ted'ul yevme suburan vahıden ved'u suburan kesira.
Furkân / 25:14:7
Bugün bir kez değil, defalarca yok olmayı isteyin.
لَّا تَدْعُوا۟ ٱلْيَوْمَ ثُبُورًا وَٰحِدًا وَٱدْعُوا۟ ثُبُورًا كَثِيرًا
La ted'ul yevme suburan vahıden ved'u suburan kesira.
İsrâ / 17:102:15
Musa: "Bunları uyarıcı, aydınlatıcı olarak göklerin ve yerin Rabb'inden başkasının indirmediğini sen bildin. Ey Firavun! Ben de senin mahvolduğunu görüyorum". dedi.
قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَآ أَنزَلَ هَـٰٓؤُلَآءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ بَصَآئِرَ وَإِنِّى لَأَظُنُّكَ يَـٰفِرْعَوْنُ مَثْبُورًا
Kale lekad alimte ma enzele haulai illa rabbus semavati vel ardı basair, ve inni le ezunnuke ya fir'avnu mesbura.
İnşikâk / 84:11:3
Ölüp yok olmak isteyecek.
فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًا
Fe sevfe yed'u subura.