Kef-Vav-Be
kwb
Bir kadehten içmek. Kulpsuz bir kupa veya içme kabı, başı büyük ve boynu ince olan, bir şeyin geçmişi veya kaçırılması için iç çekme veya üzüntü veya pişmanlık. Ortası ince olan küçük bir davul veya eli dolduran küçük bir taş.
İlgili Ayetler
Bu kök kelime (4) ayette yer almaktadır.
Zuhruf / 43:71:6
Onların etraflarında altından tepsiler ve bardaklarla dolaşılır. Orada, canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.
يُطَافُ عَلَيْهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ ۖ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ ٱلْأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلْأَعْيُنُ ۖ وَأَنتُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ
Yutafu aleyhim bi sıhafin min zehebin ve ekvab, ve fiha ma teştehihil enfusu ve telezzul a'yun, ve entum fiha halidun.
Vâkıa / 56:18:1
Kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve billur kadehler ile.
بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ
Bi ekvabin ve ebarika ve ke'sin min main.
İnsân / 76:15:6
Gümüşten kaplar ve billur kupalarla aralarında dolaşılır.
وَيُطَافُ عَلَيْهِم بِـَٔانِيَةٍ مِّن فِضَّةٍ وَأَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَارِيرَا۠
Ve yutafu aleyhim bi aniyetin min fıddatin ve ekvabin kanet kavarira.
Gâşiye / 88:14:1
İçime hazır içecekler,
وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ
Ve ekvabun mevduah.