Fe-Kef-He

fkh
Neşelenmek, mutlu olmak, sıkıntıdan/yükten kurtulmak, eğlenmek, şakalaşmak/gülmek/espri yapmak, keyiflenmek/memnun olmak, eğlendirmek, meyve, hayret etmek, şakacılık yapmak, sevinmek, hayranlık duymak.

İlgili Ayetler

Bu kök kelime (19) ayette yer almaktadır.
İnşa ettik sizin için onunla bahçeler ağaçlardan üzümler sizin için vardır meyveler bolca ondan yiyorsunuz
فَأَنشَأْنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّـٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَـٰبٍ لَّكُمْ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ
Fe enşe'na lekum bihi cennatin min nahilin ve a'nab, lekum fiha fevakihu kesiretun ve minha te'kulun.
Kuşkusuz Cennet ehli bugün keyifli bir uğraş içindedir.
إِنَّ أَصْحَـٰبَ ٱلْجَنَّةِ ٱلْيَوْمَ فِى شُغُلٍ فَـٰكِهُونَ
İnne ashabel cennetil yevme fi şugulin fakihun.
Orada onlar için meyve ve gönüllerinin çektiği her şey vardır.
لَهُمْ فِيهَا فَـٰكِهَةٌ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ
Lehum fiha fakihetun ve lehum ma yeddeun.
Onlara meyveler ikram edilecek.
فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ
Fevakih, ve hum mukremun.
Orada keyiflerince oturmuş olarak onlara pek çok meyve ve içecek sunulur.
مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ
Muttekine fiha yed'une fiha bi fakihetin kesiretin ve şerab.
Sizin için orada yiyeceğiniz pek çok meyve vardır.
لَكُمْ فِيهَا فَـٰكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِّنْهَا تَأْكُلُونَ
Lekum fiha fakihetun kesiretun minha te'kulun.
Ve sefa sürdükleri nice nimetler.
وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَـٰكِهِينَ
Ve na'metin kanu fiha fakihin.
Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.
يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَـٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ
Yed'une fiha bi kulli fakihetin aminin.
Rabb'lerinin kendilerine verdiklerinden hoşnut olarak. Rabb'leri onları Cehennem ateşinden korumuştur.
فَـٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
Fakihine bi ma atahum rabbuhum, ve vekahum rabbuhum azabel cahim.
Onlara; meyvelerden, etlerden ve canlarının çektiği şeylerden bol bol sunarız.
وَأَمْدَدْنَـٰهُم بِفَـٰكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
Ve emdednahum bi fakihetin ve lahmin mimma yeştehun.
Orada meyveler ve salkım salkım hurma ağaçları var.
فِيهَا فَـٰكِهَةٌ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ
Fiha fakihetun vennahlu zatul ekmam.
İkisinde de her meyveden çift çift vardır.
فِيهِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةٍ زَوْجَانِ
Fihi ma min kulli fatihetin zevcan.
İkisinde de meyve, hurma ve nar vardır.
فِيهِمَا فَـٰكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ
Fihi ma fakihetun ve nahlun ve rumman.
Ve beğendikleri meyveler,
وَفَـٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
Ve fakihetin mimma yetehayyerun.
Her türden meyveler,
وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ
Ve fakihetin kesirah
Dileseydik kesinlikle onu çer-çöp yapardık da siz şaşırıp kalırdınız.
لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ
Lev neşau le cealnahu hutamen fe zaltum tefekkehun.
Ve canlarının çektiği meyveler.
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ
Ve fevakihe mimma yeştehun.
Meyveler ve otlaklar.
وَفَـٰكِهَةً وَأَبًّا
Ve fakiheten ve ebba.
Yandaşlarına döndükleri zaman da neşelenmiş olarak dönüyorlardı.
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ
Ve izenkalebu ila ehlihimunkalebu fekihin.