Dad-Ha-Kef
DHk
Merak etmek, adet görmek, sevinmek, hayran bırakmak, alay etmek, birine gülmek, gülmek, netleşmek
İlgili Ayetler
Bu kök kelime (10) ayette yer almaktadır.
Tevbe / 9:82:1
Öyleyse yaptıklarına karşılık, az gülüp, çok ağlasınlar.
فَلْيَضْحَكُوا۟ قَلِيلًا وَلْيَبْكُوا۟ كَثِيرًا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
Fel yadhaku kalilen vel yebku kesira, cezaen bi ma kanu yeksibun.
Hûd / 11:71:3
Ayakta duran hanımı bunun üzerine gülümsedi. Biz de ona İshak'ı müjdeledik ve İshak'ın arkasından da Ya'kub'u.
وَٱمْرَأَتُهُۥ قَآئِمَةٌ فَضَحِكَتْ فَبَشَّرْنَـٰهَا بِإِسْحَـٰقَ وَمِن وَرَآءِ إِسْحَـٰقَ يَعْقُوبَ
Vemreetuhu kaimetun fe dahıket fe beşşernaha bi ishaka ve min verai ishaka ya'kub.
Mü'minûn / 23:110:8
"Siz ise onları alaya aldınız; öyle ki Benim öğütlerimi kulak ardı ettiniz. Onların haline gülüyordunuz."
فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوْكُمْ ذِكْرِى وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ
Fettehaztumuhum sıhriyyen hatta ensevkum zikri ve kuntum minhum tadhakun.
Neml / 27:19:2
Bunun üzerine Süleyman onun sözüne gülümseyerek tebessüm etti. Ve "Ey Rabb'im! Bana, anne ve babama bağışladığın nimetlerin karşılığında, şükretmede ve hoşnut olacağın işler yapmada beni başarılı kıl. Ve rahmetinle beni salih kullarının arasına kat." dedi.
فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَـٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَدْخِلْنِى بِرَحْمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Fe tebesseme dahıken min kavliha ve kale rabbi evzı'ni en eşkure ni'metekelleti en'amte aleyye ve ala valideyye ve en a'mele salihan terdahu ve edhılni bi rahmetike fi ibadikes salihin.
Zuhruf / 43:47:7
Fakat Musa onlara ayetlerimizle gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.
فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَـٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ
Fe lemma caehum bi ayatina izahum minha yadhakun.
Necm / 53:43:3
Güldüren de ağlatan da O'dur.
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ
Ve ennehu huve adhake ve ebka.
Necm / 53:60:1
Ağlanacak halinize gülüyorsunuz.
وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ
Ve tedhakune ve la tebkun.
Abese / 80:39:1
Gülen, sevinen.
ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
Dahıketun mustebşirah.
Mutaffifîn / 83:29:8
Suçlular, dünyada İman Edenlere gülüyorlardı.
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ
İnnellezine ecremu kanu minellezine amenu yadhakun.
Mutaffifîn / 83:34:6
Artık bugün İman Edenler, Kafirlere gülüyorlar.
فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
Felyevmellezine amenu minel kuffarı yadhakun.