Elif-Ra-Kef
Ark
Develerin belirli bir ağaç türünde (Alif-Ra-Alif-Kaf) beslenmeleri/yemeleri veya develerin o tür ağaçlar arasında kalması, devam etmesi; ısrar etmek veya sebat etmek; birini bir şeyi yapmaya zorlamak veya mecbur bırakmak; veya onu buna bağlı tutmak; develerin kaldığı veya devam ettiği, uzandığı bitki örtüsü.
İlgili Ayetler
Bu kök kelime (5) ayette yer almaktadır.
Kehf / 18:31:24
İşte onlara Adn Cennetleri vardır. Onların içinden nehirler akar. Orada, altından bileziklerle süslenirler. İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada tahtlar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir karşılık ve ne iyi bir ağırlanma yeri!
أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّـٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَـٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۚ نِعْمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا
Ulaike lehum cennatu adnin tecri min tahtihimul enharu yuhallevne fiha min esavire min zehebin ve yelbesune siyaben hudren min sundusin ve istebrekın muttekiine fiha alel eraik, ni'mes sevab, ve hasunet murtefeka.
Yâsîn / 36:56:6
Onlar ve eşleri gölgeliklerde tahtlar üzerine kurulmuşlardır.
هُمْ وَأَزْوَٰجُهُمْ فِى ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ
Hum ve ezvacuhum fi zılalin alel eraiki muttekiun.
İnsân / 76:13:4
Orada, tahtlara kurulacaklar. Orada ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.
مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۖ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا
Muttekiine fiha alel eraik, la yeravne fiha şemsen ve la zemherira.
Mutaffifîn / 83:23:2
Tahtlar üzerinde nimetleri seyre dalarlar.
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
Alel eraiki yenzurun.
Mutaffifîn / 83:35:2
Tahtlar üzerinde seyirdeler:
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
Alel eraiki yanzurun.