Şın-Ayn-Be
$Eb
Ayırmak, toplamak, bir araya getirmek, birleştirmek, görünmek, dağıtmak, ayırmak, parçalamak/ayırmak, tamir etmek, bozmak, (bir mesaj) göndermek, dallanmak, çatallı, düzenini bozmak, düzensizleştirmek, ayarlamak, doğru veya uygun duruma getirmek, uzaklaştırmak, geri göndermek, tutmak, kısıtlamak, çatlamış, bozulmuş, dallanmış, uzaklaşmış, uzak, ölmüş, ayrılmış ırklar veya kabileler, yabancılar, yol/patika ayrımı, su yolu, dağlar arası boğaz, keçi boynuzları arası genişlik veya mesafe, bir parça/bölüm/kısım, Arap yılının sekizinci ayı.
İlgili Ayetler
Bu kök kelime (2) ayette yer almaktadır.
Hucurât / 49:13:9
Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi kabilelere ve sülalelere ayırdık. Allah'ın yanında en kerim olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَـٰكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَـٰكُمْ شُعُوبًا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓا۟ ۚ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ ٱللَّهِ أَتْقَىٰكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ
Ya eyyuhen nasu inna halaknakum min zekerin ve unsa ve cealnakum şuuben ve kabaile li tearefu, inne ekremekum indallahi etkakum, innallahe alimun habir.
Mürselât / 77:30:6
Üç çatal sahibi gölgeye gidin;
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍ
İntaliku ila zıllin zi selasi şuab.