وَلَمَّا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
عِيسَىٰ
Îsa
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık kanıtlarla
قَالَ
dedi ki
قَدْ
elbette
جِئْتُكُم
ben size geldim
بِٱلْحِكْمَةِ
hikmet ile
وَلِأُبَيِّنَ
ve açıklamak için (geldim)
لَكُم
size
بَعْضَ
bir kısmını
ٱلَّذِى
şeylerden
تَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştünüğünüz
فِيهِ ۖ
onda
فَٱتَّقُوا۟
o halde korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَأَطِيعُونِ
ve bana ita'at edin
Ve lemma cae isa bil beyyinati kale kad ci'tukum bil hikmeti ve li ubeyyine lekum ba'dellezi tahtelifune fih, fettekullahe ve etiuni.
Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerinden birisidir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi (62:2). Hikmet, "engel olmak" demektir: Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkelerini ifade etmektedir. Hikmetin anlamlarından birisi de sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru yargıda bulunma yetisidir. Hikmet kavramının ayrıca yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma, bilme, bilge olma, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkum, tahakküm, istihkam, gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet kelimesine sünnet anlamı verilmesi doğru değildir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
velemma
|
ne zaman ki | - |
| 2 |
ca'e
|
gelince | جيا |
| 3 |
iysa
|
Îsa | - |
| 4 |
bil-beyyinati
|
açık kanıtlarla | بين |
| 5 |
kale
|
dedi ki | قول |
| 6 |
kad
|
elbette | - |
| 7 |
ci'tukum
|
ben size geldim | جيا |
| 8 |
bil-hikmeti
|
hikmet ile | حكم |
| 9 |
veliubeyyine
|
ve açıklamak için (geldim) | بين |
| 10 |
lekum
|
size | - |
| 11 |
bea'de
|
bir kısmını | بعض |
| 12 |
llezi
|
şeylerden | - |
| 13 |
tehtelifune
|
ayrılığa düştünüğünüz | خلف |
| 14 |
fihi
|
onda | - |
| 15 |
fetteku
|
o halde korkun | وقي |
| 16 |
llahe
|
Allah'tan | - |
| 17 |
ve etiuni
|
ve bana ita'at edin | طوع |