إِنَّمَا
şüphesiz ancak
ٱلصَّدَقَـٰتُ
sadakalar (zekatlar)
لِلْفُقَرَآءِ
fakirlere mahsustur
وَٱلْمَسَـٰكِينِ
ve düşkünlere
وَٱلْعَـٰمِلِينَ
ve çalışan memurlara
عَلَيْهَا
onlar üzerinde
وَٱلْمُؤَلَّفَةِ
ve ısındırılacak olanlara
قُلُوبُهُمْ
kalbleri
وَفِى
ٱلرِّقَابِ
ve kölelere
وَٱلْغَـٰرِمِينَ
ve borçlulara
وَفِى
سَبِيلِ
ve yoluna
ٱللَّهِ
Allah
وَٱبْنِ
ve oğluna (yolcuya)
ٱلسَّبِيلِ ۖ
yol (yolcuya)
فَرِيضَةً
bir farz olarak
مِّنَ
-tan
ٱللَّهِ ۗ
Allah-
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
İnnemas sadakatu lil fukarai vel mesakini vel amiline aleyha vel muellefeti kulubuhum ve fir rikabi vel garimine ve fi sebilillahi vebnissebil, faridaten minallah, vallahu alimun hakim.
Hak gözetirlik; sahip olduğumuz mal üzerinde başkasının hakkını gözetmek. Yardım etmek. Sadaka, başkalarının sahip olduğumuz mal üzerindeki hakkıdır. Sadaka, malın şükrüdür. Allah'ın bize verdiklerine şükretmek, sözle değil, sadaka vermekle olur. Bu ayete göre sadaka vermek farzdır.
Zorunlu yükümlülük.
Sadaka işi ile görevli olanlara.
Gönülleri İslam'dan yana olduğu halde ekonomik sıkıntılar nedeniyle çıkmazda olanlara.
Boyunduruk altında bulunan köle ve cariyelerden özgürlüğüne kavuşmak isteyenlere. Rekabe, boyun demektir; özgürlüğü kısıtlı (köle) olan kimseler için kullanılmaktadır.
"İbnu's-sebil," deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, kara yolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmektir, yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yollardan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı, "yolda kalanlar" değil, bütün varlığı ile "Allah yolunda" çalışmayı seçmiş ve bundan dolayı yardıma muhtaç duruma düşmüş olanlar anlamındadır. Diğer bir anlamı da yaptığı herhangi bir şeyi imkansızlık nedeni ile yarım kalan kimselerdir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
innema
|
şüphesiz ancak | - |
| 2 |
s-sadekatu
|
sadakalar (zekatlar) | صدق |
| 3 |
lilfukara'i
|
fakirlere mahsustur | فقر |
| 4 |
velmesakini
|
ve düşkünlere | سكن |
| 5 |
vel'aamiline
|
ve çalışan memurlara | عمل |
| 6 |
aleyha
|
onlar üzerinde | - |
| 7 |
velmu'ellefeti
|
ve ısındırılacak olanlara | الف |
| 8 |
kulubuhum
|
kalbleri | قلب |
| 9 |
ve fi
|
- | |
| 10 |
r-rikabi
|
ve kölelere | رقب |
| 11 |
velgarimine
|
ve borçlulara | غرم |
| 12 |
ve fi
|
- | |
| 13 |
sebili
|
ve yoluna | سبل |
| 14 |
llahi
|
Allah | - |
| 15 |
vebni
|
ve oğluna (yolcuya) | بني |
| 16 |
s-sebili
|
yol (yolcuya) | سبل |
| 17 |
ferideten
|
bir farz olarak | فرض |
| 18 |
mine
|
-tan | - |
| 19 |
llahi
|
Allah- | - |
| 20 |
vallahu
|
ve Allah | - |
| 21 |
alimun
|
bilendir | علم |
| 22 |
hakimun
|
hüküm ve hikmet sahibidir | حكم |