Ne Medine halkının ne de etrafındaki Bedevi Arapların, Allah'ın Resul'ünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri olacak şeydir. Çünkü Allah yolunda katlanacakları susuzluk, yorgunluk, açlık ve Kafirleri kızdıracak bir yeri zapt etmeleri ve düşmana karşı elde ettikleri başarı, kendilerine salih bir amel olarak yazılacaktır. Zira Allah, muhsin[1] olanların kazanımlarını yok etmez.
مَا
كَانَ
onlara yakışmaz
لِأَهْلِ
halkının
ٱلْمَدِينَةِ
şehir
وَمَنْ
ve kimselerin
حَوْلَهُم
onların çevresinden
مِّنَ
-dan
ٱلْأَعْرَابِ
Araplar-
أَن
يَتَخَلَّفُوا۟
geri kalmaları
عَن
-nden
رَّسُولِ
Elçisi-
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَا
ve
يَرْغَبُوا۟
kaygısına düşmeleri
بِأَنفُسِهِمْ
kendi canlarının
عَن
نَّفْسِهِ ۚ
onun canından önce
ذَٰلِكَ
böyledir
بِأَنَّهُمْ
çünkü
لَا
yoktur ki
يُصِيبُهُمْ
onların çekmeleri
ظَمَأٌ
bir susuzluk
وَلَا
ve yoktur ki
نَصَبٌ
bir yorgunluk
وَلَا
ve yoktur ki
مَخْمَصَةٌ
bir açlık
فِى
سَبِيلِ
yolunda
ٱللَّهِ
Allah
وَلَا
ve yoktur ki
يَطَـُٔونَ
ayak basmaları
مَوْطِئًا
bir yere
يَغِيظُ
öfkelendirecek
ٱلْكُفَّارَ
kâfirleri
وَلَا
ve yoktur ki
يَنَالُونَ
sağlamaları
مِنْ
عَدُوٍّ
düşman karşısında
نَّيْلًا
bir başarı
إِلَّا
mutlaka
كُتِبَ
yazıl(masın)
لَهُم
kendileri için
بِهِ
onunla
عَمَلٌ
bir amel
صَـٰلِحٌ ۚ
salih
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
zayi etmez
يُضِيعُ
ecirlerini
أَجْرَ
iyilik edenlerin
ٱلْمُحْسِنِينَ
harcamaları
Ma kane li ehlil medineti ve men havlehum minel a'rabi en yetehallefu an resulillahi ve la yergabu bi enfusihim an nefsih, zalike bi ennehum la yusibuhum zameun ve la nasabun ve la mahmesatun fi sebilillahi ve la yetaune mevtıan yagizul kuffare ve la yenalune min aduvvin neylen illa kutibe lehum bihi amelun salih, innallahe la yudiu ecrel muhsinin.
İyi kimse; iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ma
|
- | |
| 2 |
kane
|
onlara yakışmaz | كون |
| 3 |
liehli
|
halkının | اهل |
| 4 |
l-medineti
|
şehir | مدن |
| 5 |
ve men
|
ve kimselerin | - |
| 6 |
havlehum
|
onların çevresinden | حول |
| 7 |
mine
|
-dan | - |
| 8 |
l-ea'rabi
|
Araplar- | عرب |
| 9 |
en
|
- | |
| 10 |
yetehallefu
|
geri kalmaları | خلف |
| 11 |
an
|
-nden | - |
| 12 |
rasuli
|
Elçisi- | رسل |
| 13 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 14 |
ve la
|
ve | - |
| 15 |
yergabu
|
kaygısına düşmeleri | رغب |
| 16 |
bienfusihim
|
kendi canlarının | نفس |
| 17 |
an
|
- | |
| 18 |
nefsihi
|
onun canından önce | نفس |
| 19 |
zalike
|
böyledir | - |
| 20 |
biennehum
|
çünkü | - |
| 21 |
la
|
yoktur ki | - |
| 22 |
yusibuhum
|
onların çekmeleri | صوب |
| 23 |
zemeun
|
bir susuzluk | ظما |
| 24 |
ve la
|
ve yoktur ki | - |
| 25 |
nesabun
|
bir yorgunluk | نصب |
| 26 |
ve la
|
ve yoktur ki | - |
| 27 |
mehmesatun
|
bir açlık | خمس |
| 28 |
fi
|
- | |
| 29 |
sebili
|
yolunda | سبل |
| 30 |
llahi
|
Allah | - |
| 31 |
ve la
|
ve yoktur ki | - |
| 32 |
yetaune
|
ayak basmaları | وطا |
| 33 |
mevtien
|
bir yere | وطا |
| 34 |
yegizu
|
öfkelendirecek | غيظ |
| 35 |
l-kuffara
|
kâfirleri | كفر |
| 36 |
ve la
|
ve yoktur ki | - |
| 37 |
yenalune
|
sağlamaları | نيل |
| 38 |
min
|
- | |
| 39 |
aduvvin
|
düşman karşısında | عدو |
| 40 |
neylen
|
bir başarı | نيل |
| 41 |
illa
|
mutlaka | - |
| 42 |
kutibe
|
yazıl(masın) | كتب |
| 43 |
lehum
|
kendileri için | - |
| 44 |
bihi
|
onunla | - |
| 45 |
amelun
|
bir amel | عمل |
| 46 |
salihun
|
salih | صلح |
| 47 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 48 |
llahe
|
Allah | - |
| 49 |
la
|
zayi etmez | - |
| 50 |
yudiu
|
ecirlerini | ضيع |
| 51 |
ecra
|
iyilik edenlerin | اجر |
| 52 |
l-muhsinine
|
harcamaları | حسن |