Diğer bir kısmı da suçlarını itiraf ettiler. Onlar, iyi bir ameli kötü bir amelle karıştırmışlardı. Belki Allah, onların tevbesini[1] kabul eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
وَءَاخَرُونَ
ve başka bir kısmı da
ٱعْتَرَفُوا۟
itiraf ettiler
بِذُنُوبِهِمْ
günahlarını
خَلَطُوا۟
birbirine karıştırdılar
عَمَلًا
ameli
صَـٰلِحًا
iyi
وَءَاخَرَ
diğer
سَيِّئًا
kötüsüyle
عَسَى
belki
ٱللَّهُ
Allah
أَن
يَتُوبَ
tevbesini kabul eder
عَلَيْهِمْ ۚ
onların
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌ
bağışlayandır
رَّحِيمٌ
esirgeyendir
Ve aharuna'terefu bi zunubihim haletu amelen salihan ve ahare seyyia, asallahu en yetube aleyhim, innallahe gafurun rahim.
Dönüş yapmak, Allah'a yönelmektir. (13:30) Bağışlanmaya konu olan şeyleri terk etmektir. Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek ve yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve aharune
|
ve başka bir kısmı da | اخر |
| 2 |
a'terafu
|
itiraf ettiler | عرف |
| 3 |
bizunubihim
|
günahlarını | ذنب |
| 4 |
haletu
|
birbirine karıştırdılar | خلط |
| 5 |
amelen
|
ameli | عمل |
| 6 |
salihen
|
iyi | صلح |
| 7 |
ve ahara
|
diğer | اخر |
| 8 |
seyyien
|
kötüsüyle | سوا |
| 9 |
asa
|
belki | عصي |
| 10 |
llahu
|
Allah | - |
| 11 |
en
|
- | |
| 12 |
yetube
|
tevbesini kabul eder | توب |
| 13 |
aleyhim
|
onların | - |
| 14 |
inne
|
çünkü | - |
| 15 |
llahe
|
Allah | - |
| 16 |
gafurun
|
bağışlayandır | غفر |
| 17 |
rahimun
|
esirgeyendir | رحم |