Firavun, "Ben izin vermeden O'na iman mı ettiniz? Kuşkusuz o, size sihir öğreten hocanızdır. Şunu kesin olarak bilin ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve kesinlikle hepinizi astıracağım!" dedi.
قَالَ
(Fir'avn) dedi
ءَامَنتُمْ
inandınız mı?
لَهُ
ona
قَبْلَ
önce
أَنْ
ءَاذَنَ
ben izin vermeden
لَكُمْ ۖ
size
إِنَّهُ
şüphesiz O
لَكَبِيرُكُمُ
büyüğünüzdür
ٱلَّذِى
عَلَّمَكُمُ
size öğreten
ٱلسِّحْرَ
büyüyü
فَلَسَوْفَ
öyleyse yakında
تَعْلَمُونَ ۚ
bileceksiniz
لَأُقَطِّعَنَّ
mutlaka keseceğim
أَيْدِيَكُمْ
ellerinizi
وَأَرْجُلَكُم
ve ayaklarınızı
مِّنْ
خِلَـٰفٍ
çapraz olarak
وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ
ve asacağım
أَجْمَعِينَ
hepinizi
Kale amentum lehu kable en azene lekum, innehu le kebirukumullezi allemekumus sıhr, fe le sevfe ta'lemun, le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hılafin ve le usallibennekum ecmain.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kale
|
(Fir'avn) dedi | قول |
| 2 |
amentum
|
inandınız mı? | امن |
| 3 |
lehu
|
ona | - |
| 4 |
kable
|
önce | قبل |
| 5 |
en
|
- | |
| 6 |
azene
|
ben izin vermeden | اذن |
| 7 |
lekum
|
size | - |
| 8 |
innehu
|
şüphesiz O | - |
| 9 |
lekebirukumu
|
büyüğünüzdür | كبر |
| 10 |
llezi
|
- | |
| 11 |
allemekumu
|
size öğreten | علم |
| 12 |
s-sihra
|
büyüyü | سحر |
| 13 |
felesevfe
|
öyleyse yakında | - |
| 14 |
tea'lemune
|
bileceksiniz | علم |
| 15 |
leukattianne
|
mutlaka keseceğim | قطع |
| 16 |
eydiyekum
|
ellerinizi | يدي |
| 17 |
ve erculekum
|
ve ayaklarınızı | رجل |
| 18 |
min
|
- | |
| 19 |
hilafin
|
çapraz olarak | خلف |
| 20 |
veleusallibennekum
|
ve asacağım | صلب |
| 21 |
ecmeiyne
|
hepinizi | جمع |