ثُمَّ
sonra
سَوَّىٰهُ
ona biçim verdi
وَنَفَخَ
ve üfledi
فِيهِ
ona
مِن
-ndan
رُّوحِهِ ۖ
kendi ruhu-
وَجَعَلَ
ve yarattı
لَكُمُ
sizin için
ٱلسَّمْعَ
kulak(lar)
وَٱلْأَبْصَـٰرَ
ve gözler
وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ
ve gönüller
قَلِيلًا
ne kadar az
مَّا
تَشْكُرُونَ
şükrediyorsunuz
Summe sevvahu ve nefeha fihi min ruhihi ve ceale lekumus sem'a vel ebsare vel ef'ideh, kalilen ma teşkurun.
Ruh; "can", vücuda hayat veren cevher" demektir.
Kelimesi kelimesine, "ef'ide," tekili "fuad. Fuad, bilmeyi sağlayan öğelerden biri olup idrak etmek, algılamak, düşünmek, akıl yürütmek, gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak gibi işlev ve yetenek anlamına gelmektedir. Fuad, kalbin işlevlerinden birisidir. Fuad, bir uzuv değil, bir uzvun görevidir; duyular yolu ile ortaya çıkan idraktir. Fuad, insana verilen; sezme, anlama ve bir şeyin mahiyetini kavrama nimetidir. Kelime anlamı olarak, şiddetli sıcaklık, kızartmak, etin kızartılması, sıcak köz üzerinde ekmeğin yapılması demektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
summe
|
sonra | - |
| 2 |
sevvahu
|
ona biçim verdi | سوي |
| 3 |
ve nefeha
|
ve üfledi | نفخ |
| 4 |
fihi
|
ona | - |
| 5 |
min
|
-ndan | - |
| 6 |
ruhihi
|
kendi ruhu- | روح |
| 7 |
ve ceale
|
ve yarattı | جعل |
| 8 |
lekumu
|
sizin için | - |
| 9 |
s-sem'a
|
kulak(lar) | سمع |
| 10 |
vel'ebsara
|
ve gözler | بصر |
| 11 |
vel'ef'idete
|
ve gönüller | فاد |
| 12 |
kalilen
|
ne kadar az | قلل |
| 13 |
ma
|
- | |
| 14 |
teşkurune
|
şükrediyorsunuz | شكر |