وَخُذْ
ve al
بِيَدِكَ
eline
ضِغْثًا
bir demet sap
فَٱضْرِب
ve vur
بِّهِ
onunla
وَلَا
ve asla
تَحْنَثْ ۗ
yeminini bozma
إِنَّا
gerçekten biz
وَجَدْنَـٰهُ
onu bulmuştuk
صَابِرًا ۚ
sabreden (bir kul)
نِّعْمَ
ne güzel
ٱلْعَبْدُ ۖ
kuldu
إِنَّهُٓ
o daima
أَوَّابٌ
(bize) başvururdu
Ve huz bi yedike dıgsen fadrıb bihi ve la tahnes, inna vecednahu sabira, ni'mel abd, innehu evvab.
Ayette yer alan "darabe" kelimesine, çevirilerde "vur, döv" anlamının verilmesi, bu kelimenin onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyub Nebi'ye, "Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkanı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık." denmektedir.
Kararsız olma, haktan ayrılma.
Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrailiyyat kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyub Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrailiyyat'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyub Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve huz
|
ve al | اخذ |
| 2 |
biyedike
|
eline | يدي |
| 3 |
digsen
|
bir demet sap | ضغث |
| 4 |
fedrib
|
ve vur | ضرب |
| 5 |
bihi
|
onunla | - |
| 6 |
ve la
|
ve asla | - |
| 7 |
tehnes
|
yeminini bozma | حنث |
| 8 |
inna
|
gerçekten biz | - |
| 9 |
vecednahu
|
onu bulmuştuk | وجد |
| 10 |
sabiran
|
sabreden (bir kul) | صبر |
| 11 |
nia'me
|
ne güzel | نعم |
| 12 |
l-abdu
|
kuldu | عبد |
| 13 |
innehu
|
o daima | - |
| 14 |
evvabun
|
(bize) başvururdu | اوب |