Gök gürültüsü övgüsüyle, melekler de ürpertisiyle O'nu tesbih[1] ederler. O, yıldırımlar gönderir ve onunla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında tartışıp duruyorlar. Ve O, karşı konulamaz pek çetin bir güç sahibidir.
وَيُسَبِّحُ
ve tesbih ederler
ٱلرَّعْدُ
gök gürültüsü
بِحَمْدِهِ
onun övgüsüyle
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
ve melekler
مِنْ
خِيفَتِهِ
korkusundan
وَيُرْسِلُ
ve gönderir
ٱلصَّوَٰعِقَ
yıldırımlar
فَيُصِيبُ
çarpar
بِهَا
onlarla
مَن
kimseyi
يَشَآءُ
dilediği
وَهُمْ
ve onlar
يُجَـٰدِلُونَ
tartışmaktadırlar
فِى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
وَهُوَ
ve O'nun
شَدِيدُ
pek çetindir
ٱلْمِحَالِ
tuzağı (cezası)
Ve yusebbihur ra'du bi hamdihi vel melaiketu min hifetih, ve yursilus savaıka fe yusibu biha men ye?au ve hum yucadilune fillah, ve huve ?edidul mihal.
Allah'ın koyduğu yasalara tam ve eksiksiz bir uygunlukla hareket ederler.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve yusebbihu
|
ve tesbih ederler | سبح |
| 2 |
r-raa'du
|
gök gürültüsü | رعد |
| 3 |
bihamdihi
|
onun övgüsüyle | حمد |
| 4 |
velmelaiketu
|
ve melekler | ملك |
| 5 |
min
|
- | |
| 6 |
hifetihi
|
korkusundan | خوف |
| 7 |
ve yursilu
|
ve gönderir | رسل |
| 8 |
s-savaika
|
yıldırımlar | صعق |
| 9 |
fe yusibu
|
çarpar | صوب |
| 10 |
biha
|
onlarla | - |
| 11 |
men
|
kimseyi | - |
| 12 |
yeşa'u
|
dilediği | شيا |
| 13 |
vehum
|
ve onlar | - |
| 14 |
yucadilune
|
tartışmaktadırlar | جدل |
| 15 |
fi
|
hakkında | - |
| 16 |
llahi
|
Allah | - |
| 17 |
ve huve
|
ve O'nun | - |
| 18 |
şedidu
|
pek çetindir | شدد |
| 19 |
l-mihali
|
tuzağı (cezası) | محل |