وَأَقْسَمُوا۟
ve yemin ettiler
بِٱللَّهِ
Allah'a
جَهْدَ
var gücüyle
أَيْمَـٰنِهِمْ
yeminlerinin
لَئِنْ
eğer
أَمَرْتَهُمْ
onlara emredersen
لَيَخْرُجُنَّ ۖ
(savaşa) çıkacaklarına
قُل
de ki
لَّا
تُقْسِمُوا۟ ۖ
yemin etmeyin
طَاعَةٌ
itaatiniz
مَّعْرُوفَةٌ ۚ
malumdur
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
خَبِيرٌ
haberdardır
بِمَا
şeylerden
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
Ve aksemu billahi cehde eymanihim le in emertehum le yahrucunn, kul la tuksimu, taatun ma'rufeh, innellahe habirun bima ta'melun.
Münafık, içten "bitmiş, tükenmiş ve imanı kalmamış, omurgasız, onursuz ve iki -yüzlü kimse demektir. Münafık, iman konusunda dürüst ve samimi olmayan, tıpkı tarla faresinin yuva değiştirdiği gibi, yer değiştiren: işlerine gelince Mü'min, işlerine gelince Kafir olan kimse.
Yemine bağlılık, ancak iyi insanlara, erdemli kimselere ait bir davranıştır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve eksemu
|
ve yemin ettiler | قسم |
| 2 |
billahi
|
Allah'a | - |
| 3 |
cehde
|
var gücüyle | جهد |
| 4 |
eymanihim
|
yeminlerinin | يمن |
| 5 |
lein
|
eğer | - |
| 6 |
emertehum
|
onlara emredersen | امر |
| 7 |
leyehrucunne
|
(savaşa) çıkacaklarına | خرج |
| 8 |
kul
|
de ki | قول |
| 9 |
la
|
- | |
| 10 |
tuksimu
|
yemin etmeyin | قسم |
| 11 |
taatun
|
itaatiniz | طوع |
| 12 |
mea'rufetun
|
malumdur | عرف |
| 13 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 14 |
llahe
|
Allah | - |
| 15 |
habirun
|
haberdardır | خبر |
| 16 |
bima
|
şeylerden | - |
| 17 |
tea'melune
|
yaptıklarınız | عمل |