Göklerde nice melekler var ki, Allah'ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri[1] hiçbir yarar sağlamaz.
وَكَم
nicesi var ki
مِّن
-den
مَّلَكٍ
melek(ler)-
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerde
لَا
تُغْنِى
işe yaramaz
شَفَـٰعَتُهُمْ
onların şefa'ati
شَيْـًٔا
hiçbir
إِلَّا
dışında
مِن
بَعْدِ
sonrası
أَن
يَأْذَنَ
izin vermesinden
ٱللَّهُ
Allah'ın
لِمَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
وَيَرْضَىٰٓ
ve razı olduğu
Ve kem min melekin fis semavati la tugni şefaatuhum şey'en illa min ba'di en ye'zenallahu limen yeşau ve yerda.
Ayette sözü edilen "meleklerin şefaati" bu dünyaya yönelik bir yardımdır. Kur'an'da bu tarz yardımların Müşriklere karşı savaşlarda yapılmış olduğu açıkça yer almaktadır. Günahların bağışlanması, torpil yapılması ve affedilmeye aracılık yapılması tarzındaki şefaat inancı, "Müşrikçe", "Müşriklere ait" bir inanç olup, Kur'an tarafından kesin bir dille reddedilmektedir. Kur'an'a göre -Nebi de dahil- birilerinin "şefaat" edeceğine dair olan inanç, kesinlikle şirktir. Ayrıca bu şefaat zaten Allah'ın hoşnut olduğu kimseler için geçerli, yani takva sahibi, gerçek iman sahibi, şirke bulaşmamış samimi Mü'minler için geçerlidir. Günahların bağışlanması ile hiçbir ilgisi yoktur.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve kem
|
nicesi var ki | - |
| 2 |
min
|
-den | - |
| 3 |
melekin
|
melek(ler)- | ملك |
| 4 |
fi
|
- | |
| 5 |
s-semavati
|
göklerde | سمو |
| 6 |
la
|
- | |
| 7 |
tugni
|
işe yaramaz | غني |
| 8 |
şefaatuhum
|
onların şefa'ati | شفع |
| 9 |
şey'en
|
hiçbir | شيا |
| 10 |
illa
|
dışında | - |
| 11 |
min
|
- | |
| 12 |
bea'di
|
sonrası | بعد |
| 13 |
en
|
- | |
| 14 |
ye'zene
|
izin vermesinden | اذن |
| 15 |
llahu
|
Allah'ın | - |
| 16 |
limen
|
kimseye | - |
| 17 |
yeşa'u
|
dilediği | شيا |
| 18 |
ve yerda
|
ve razı olduğu | رضو |