فَخَلَفَ
yerlerine geldi
مِن
بَعْدِهِمْ
onlardan sonra
خَلْفٌ
öyle bir nesil
أَضَاعُوا۟
onlar zayi ettiler
ٱلصَّلَوٰةَ
salatı
وَٱتَّبَعُوا۟
ve uydular
ٱلشَّهَوَٰتِ ۖ
şehvetlerine
فَسَوْفَ
yakında
يَلْقَوْنَ
onlar bulacaklardır
غَيًّا
kötülük
Fe halefe min ba'dihim halfun edaus salate vettebeuş şehevati fe sevfe yelkavne gayya.
"Salatı zayi etmek," çevirilerde ifade edildiği gibi, "namazı geçirmek, onu ihmal etmek" demek değildir. Zayi kelimesi, "bir şeyin elden çıkması, yitirilmesi" demektir. Eğer kast edilen şey, namazı geçirmek, terk etmek olsaydı; geçirme kelimesinin karşılığı olan "fevt" kelimesi kullanılırdı. Burada kastedilen şey, salatın tamamen terk edilmesi demektir. Ve terk edilen salat, bilinen anlamı ile namaz ritüeli değil; din anlamındadır, Allah'a şirksiz yönelme anlamındadır. Yani, dinden çıkmaktan, tevhitten uzaklaşmaktan diğer bir anlatımla "küfr"den söz edilmektedir. Allah'a yönelme, namaz, dua, destek gibi anlamları olan salatın anlamlarından biri de "din"dir. Zaten bir sonraki ayette, "tevbe edip, iman etmekten" söz edilmektedir. Salatı/dini terk edenler iman etmeye davet edilmektedirler. İmana davet ise ancak Kafir olanlar için söz konusu olabilir.
Şiddetli istek, tutku ve arzularına.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
fehalefe
|
yerlerine geldi | خلف |
| 2 |
min
|
- | |
| 3 |
bea'dihim
|
onlardan sonra | بعد |
| 4 |
halfun
|
öyle bir nesil | خلف |
| 5 |
edau
|
onlar zayi ettiler | ضيع |
| 6 |
s-salate
|
salatı | صلو |
| 7 |
vettebeu
|
ve uydular | تبع |
| 8 |
ş-şehevati
|
şehvetlerine | شهو |
| 9 |
fesevfe
|
yakında | - |
| 10 |
yelkavne
|
onlar bulacaklardır | لقي |
| 11 |
gayyen
|
kötülük | غوي |