İşte ahiret yurdu! Onu, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk yapmayan kimseler için ayırdık. Gelecek takva[1] sahiplerinindir.
تِلْكَ
işte
ٱلدَّارُ
yurdu
ٱلْـَٔاخِرَةُ
ahiret
نَجْعَلُهَا
onu veririz
لِلَّذِينَ
kimselere
لَا
يُرِيدُونَ
istemeyen(ler)
عُلُوًّا
böbürlenmeyi
فِى
ٱلْأَرْضِ
yeryüzünde
وَلَا
ve ne de
فَسَادًا ۚ
bozguncuğu
وَٱلْعَـٰقِبَةُ
ve sonuç
لِلْمُتَّقِينَ
sakınanlarındır
Tilked darul ahıretu nec'aluha lillezine la yuridune uluvven fil ardı ve la fesada, vel akıbetu lil muttekin.
Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
tilke
|
işte | - |
| 2 |
d-daru
|
yurdu | دور |
| 3 |
l-ahiratu
|
ahiret | اخر |
| 4 |
nec'aluha
|
onu veririz | جعل |
| 5 |
lillezine
|
kimselere | - |
| 6 |
la
|
- | |
| 7 |
yuridune
|
istemeyen(ler) | رود |
| 8 |
uluvven
|
böbürlenmeyi | علو |
| 9 |
fi
|
- | |
| 10 |
l-erdi
|
yeryüzünde | ارض |
| 11 |
ve la
|
ve ne de | - |
| 12 |
fesaden
|
bozguncuğu | فسد |
| 13 |
vel'aakibetu
|
ve sonuç | عقب |
| 14 |
lilmuttekine
|
sakınanlarındır | وقي |