Yük taşıyan birisi, bir başkasının yükünü taşımaz.[1] Yükü ağır olan kimse, bir başkasını yardıma çağırsa, çağırdığı yakını da olsa ona yardım etmez.[2] Sen, ancak görmedikleri halde Rabb'ine içtenlikle saygı duyan ve salatı[3] ikame edenleri uyarırsın. Her kim arınırsa kendisi için arınmış olur. Dönüş Allah'adır.
وَلَا
ve
تَزِرُ
çekmez
وَازِرَةٌ
hiçbir günahkar
وِزْرَ
günahını
أُخْرَىٰ ۚ
başkasının
وَإِن
ve eğer
تَدْعُ
(başkalarını) çağırsa
مُثْقَلَةٌ
yükü ağır gelen kimse
إِلَىٰ
حِمْلِهَا
onu taşımak için
لَا
يُحْمَلْ
taşınmaz
مِنْهُ
ondan (yükünden)
شَىْءٌ
hiçbir şey
وَلَوْ
ve şayet
كَانَ
(dahi) olsa
ذَا
akrabası
قُرْبَىٰٓ ۗ
akrabası
إِنَّمَا
sen ancak
تُنذِرُ
uyarırsın
ٱلَّذِينَ
يَخْشَوْنَ
korkanları
رَبَّهُم
Rablerinden
بِٱلْغَيْبِ
görmeden
وَأَقَامُوا۟
ve ayağa kaldıran
ٱلصَّلَوٰةَ ۚ
salatı
وَمَن
ve kim
تَزَكَّىٰ
ma'nen arınıp yücelirse
فَإِنَّمَا
şüphesiz
يَتَزَكَّىٰ
arınmış olur
لِنَفْسِهِ ۚ
kendi yararına
وَإِلَى
ve
ٱللَّهِ
Allah'adır
ٱلْمَصِيرُ
dönüş
Ve la teziru vaziretun vizre uhra, ve in ted'u muskaletun ila himliha la yuhmel minhu şey'un ve lev kane za kurba, innema tunzirullezine yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekamus salah, ve men tezekka fe innema yetezekka li nefsih, ve ilallahil masir.
Hiçbir günahkar bir başkasının günahını taşımaz.
Sorumluluk kişiseldir, hiç kimse yakını da olsa başkasının yaptığından sorumlu değildir. Ve hiç kimsenin bir başkasına yardım etmesi; hiç kimsenin başkasının günahını yüklenmesi de mümkün değildir.
Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı ve Allah'a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır. Bu yönelmede ritüel salat (namaz) ve dua çok önemli bir yer tutmaktadır. Salatın birçok anlamı bulunmaktadır. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Namaz, Farsça bir kelime olup Kur'an'da geçmez. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak demektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve la
|
ve | - |
| 2 |
teziru
|
çekmez | وزر |
| 3 |
vaziratun
|
hiçbir günahkar | وزر |
| 4 |
vizra
|
günahını | وزر |
| 5 |
uhra
|
başkasının | اخر |
| 6 |
ve in
|
ve eğer | - |
| 7 |
ted'u
|
(başkalarını) çağırsa | دعو |
| 8 |
muskaletun
|
yükü ağır gelen kimse | ثقل |
| 9 |
ila
|
- | |
| 10 |
himliha
|
onu taşımak için | حمل |
| 11 |
la
|
- | |
| 12 |
yuhmel
|
taşınmaz | حمل |
| 13 |
minhu
|
ondan (yükünden) | - |
| 14 |
şey'un
|
hiçbir şey | شيا |
| 15 |
velev
|
ve şayet | - |
| 16 |
kane
|
(dahi) olsa | كون |
| 17 |
za
|
akrabası | - |
| 18 |
kurba
|
akrabası | قرب |
| 19 |
innema
|
sen ancak | - |
| 20 |
tunziru
|
uyarırsın | نذر |
| 21 |
ellezine
|
- | |
| 22 |
yehşevne
|
korkanları | خشي |
| 23 |
rabbehum
|
Rablerinden | ربب |
| 24 |
bil-gaybi
|
görmeden | غيب |
| 25 |
ve ekamu
|
ve ayağa kaldıran | قوم |
| 26 |
s-salate
|
salatı | صلو |
| 27 |
ve men
|
ve kim | - |
| 28 |
tezekka
|
ma'nen arınıp yücelirse | زكو |
| 29 |
feinnema
|
şüphesiz | - |
| 30 |
yetezekka
|
arınmış olur | زكو |
| 31 |
linefsihi
|
kendi yararına | نفس |
| 32 |
ve ila
|
ve | - |
| 33 |
llahi
|
Allah'adır | - |
| 34 |
l-mesiru
|
dönüş | صير |