Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği kadar güç ve savaş atları[1] hazırlayın ki, bununla Allah'ın ve sizin düşmanınızı ve onların dışındaki sizin bilmeyip, Allah'ın bildiği düşmanları korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız, size tam olarak ödenir. Ve hiçbir haksızlığa uğratılmazsınız.
وَأَعِدُّوا۟
hazırlayın
لَهُم
onlara karşı
مَّا
ٱسْتَطَعْتُم
gücünüz yettiği kadar
مِّن
قُوَّةٍ
kuvvet
وَمِن
رِّبَاطِ
ve cihad için bağlanıp beslenen
ٱلْخَيْلِ
atlar
تُرْهِبُونَ
korkutursunuz
بِهِ
bununla
عَدُوَّ
düşmanını
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَعَدُوَّكُمْ
ve sizin düşmanınızı
وَءَاخَرِينَ
ve başkalarını
مِن
دُونِهِمْ
onların dışında
لَا
تَعْلَمُونَهُمُ
sizin bilmediğiniz
ٱللَّهُ
Allah'ın
يَعْلَمُهُمْ ۚ
bildiği
وَمَا
ne ki
تُنفِقُوا۟
harcarsanız
مِن
شَىْءٍ
herşeyden
فِى
سَبِيلِ
yolunda
ٱللَّهِ
Allah
يُوَفَّ
tam olarak ödenir
إِلَيْكُمْ
size
وَأَنتُمْ
ve siz
لَا
تُظْلَمُونَ
hiç haksızlığa uğratılmazsınız
Ve eıddu lehum mesteta'tum min kuvvetin ve min rıbatil hayli turhibune bihi aduvvallahi ve aduvvekum ve aharine min dunihim, la ta'lemunehum, allahu ya'lemuhum, ve ma tunfiku min şey'in fi sebilillahi yuveffe ileykum ve entum la tuzlemun.
Savaş atları ile kast edilen şey, savaş için gerekli olan araç ve gereçleri bulundurmaktır. Savaş gereçleri, o gün kılıçtı, oktu, attı, deveydi… Günümüzde ise, uçaktır, bombadır, füzedir… Burada verilen mesajı günümüze uyarladığımız zaman, "Savaş için uçak, füze vb. şeyler yapın, bulundurun." olarak anlaşılmalıdır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve eiddu
|
hazırlayın | عدد |
| 2 |
lehum
|
onlara karşı | - |
| 3 |
ma
|
- | |
| 4 |
stetaa'tum
|
gücünüz yettiği kadar | طوع |
| 5 |
min
|
- | |
| 6 |
kuvvetin
|
kuvvet | قوي |
| 7 |
ve min
|
- | |
| 8 |
ribati
|
ve cihad için bağlanıp beslenen | ربط |
| 9 |
l-hayli
|
atlar | خيل |
| 10 |
turhibune
|
korkutursunuz | رهب |
| 11 |
bihi
|
bununla | - |
| 12 |
aduvve
|
düşmanını | عدو |
| 13 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 14 |
ve aduvve kum
|
ve sizin düşmanınızı | عدو |
| 15 |
ve aharine
|
ve başkalarını | اخر |
| 16 |
min
|
- | |
| 17 |
dunihim
|
onların dışında | دون |
| 18 |
la
|
- | |
| 19 |
tea'lemunehumu
|
sizin bilmediğiniz | علم |
| 20 |
llahu
|
Allah'ın | - |
| 21 |
yea'lemuhum
|
bildiği | علم |
| 22 |
ve ma
|
ne ki | - |
| 23 |
tunfiku
|
harcarsanız | نفق |
| 24 |
min
|
- | |
| 25 |
şey'in
|
herşeyden | شيا |
| 26 |
fi
|
- | |
| 27 |
sebili
|
yolunda | سبل |
| 28 |
llahi
|
Allah | - |
| 29 |
yuveffe
|
tam olarak ödenir | وفي |
| 30 |
ileykum
|
size | - |
| 31 |
ve entum
|
ve siz | - |
| 32 |
la
|
- | |
| 33 |
tuzlemune
|
hiç haksızlığa uğratılmazsınız | ظلم |