Ve Nuh'u da hani o daha önce bize çağrıda bulunmuştu. Biz de çağrısına karşılık verdik. Onu ve ehlini[1] büyük bir felaketten kurtardık.
وَنُوحًا
ve Nuh'u da
إِذْ
hani
نَادَىٰ
bize yalvarmıştı
مِن
قَبْلُ
bunlardan önce
فَٱسْتَجَبْنَا
biz de kabul etmiştik
لَهُ
onun (du'asını)
فَنَجَّيْنَـٰهُ
kendisini kurtarmıştık
وَأَهْلَهُ
ve ailesini
مِنَ
-dan
ٱلْكَرْبِ
sıkıntı-
ٱلْعَظِيمِ
büyük
Ve nuhan iz nada min kablu festecebna lehu fe necceynahu ve ehlehu minel kerbil azim.
Ailesini, yakınlarını, onunla birlikte hareket edenleri.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve nuhen
|
ve Nuh'u da | - |
| 2 |
iz
|
hani | - |
| 3 |
nada
|
bize yalvarmıştı | ندو |
| 4 |
min
|
- | |
| 5 |
kablu
|
bunlardan önce | قبل |
| 6 |
festecebna
|
biz de kabul etmiştik | جوب |
| 7 |
lehu
|
onun (du'asını) | - |
| 8 |
fe necceynahu
|
kendisini kurtarmıştık | نجو |
| 9 |
ve ehlehu
|
ve ailesini | اهل |
| 10 |
mine
|
-dan | - |
| 11 |
l-kerbi
|
sıkıntı- | كرب |
| 12 |
l-azimi
|
büyük | عظم |