Korunun o günden cezalandırmaz bir nefis bir nefisten bir şeyi ve ondan kabul edilmeyecek şefaat ve alınmayacaktır ondan eşdeğer ve yoktur onlara zafer
وَٱتَّقُوا۟
ve sakının
يَوْمًا
günden
لَّا
تَجْزِى
cezalandırılmaz
نَفْسٌ
hiç kimse
عَن
-den(günahından)
نَّفْسٍ
kimse-
شَيْـًٔا
bir şey
وَلَا
يُقْبَلُ
kabul edilmez
مِنْهَا
kimseden
شَفَـٰعَةٌ
şefaat da
وَلَا
يُؤْخَذُ
ve alınmaz
مِنْهَا
ondan
عَدْلٌ
fidye de
وَلَا
ve yapılamaz
هُمْ
onlara
يُنصَرُونَ
hiçbir yardım
Vetteku yevmen la teczi nefsun an nefsin şey'en ve la yukbelu minha şefaatun ve la yu'hazu minha adlun ve la hum yunsarun.
Şefaatin kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir. Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
vetteku
|
ve sakının | وقي |
| 2 |
yevmen
|
günden | يوم |
| 3 |
la
|
- | |
| 4 |
teczi
|
cezalandırılmaz | جزي |
| 5 |
nefsun
|
hiç kimse | نفس |
| 6 |
an
|
-den(günahından) | - |
| 7 |
nefsin
|
kimse- | نفس |
| 8 |
şey'en
|
bir şey | شيا |
| 9 |
ve la
|
- | |
| 10 |
yukbelu
|
kabul edilmez | قبل |
| 11 |
minha
|
kimseden | - |
| 12 |
şefaatun
|
şefaat da | شفع |
| 13 |
ve la
|
- | |
| 14 |
yu'hazu
|
ve alınmaz | اخذ |
| 15 |
minha
|
ondan | - |
| 16 |
adlun
|
fidye de | عدل |
| 17 |
ve la
|
ve yapılamaz | - |
| 18 |
hum
|
onlara | - |
| 19 |
yunsarune
|
hiçbir yardım | نصر |