Farz kılıp ta[1] kendilerine dokunmadığınız kadınlardan ayrılırsanız, farz kılınanın[2] yarısı onlarındır. Ancak kendisinin veya nikah akdini elinde tutanın, bundan vazgeçmesi hariç. Bununla birlikte, mehirin tamamının verilmesi takvaya daha uygundur. Aranızda birbirinize iyilik yapmayı ihmal etmeyin. Kuşkusuz, Allah, yaptığınız her şeyi görür.
وَإِن
ve eğer
طَلَّقْتُمُوهُنَّ
onları boşarsanız
مِن
قَبْلِ
önce
أَن
تَمَسُّوهُنَّ
henüz dokunmadan
وَقَدْ
takdirde
فَرَضْتُمْ
(bir mehir) tesbit ettiğiniz
لَهُنَّ
onlar için
فَرِيضَةً
vermeniz gerekir
فَنِصْفُ
yarısını
مَا
şeyin (mehrin)
فَرَضْتُمْ
tesbit ettiğiniz
إِلَّآ
hariç
أَن
يَعْفُونَ
(kadının) vazgeçmesi
أَوْ
veya
يَعْفُوَا۟
vazgeçmesi
ٱلَّذِى
kimsenin (erkeğin)
بِيَدِهِ
elinde olan
عُقْدَةُ
akdi
ٱلنِّكَاحِ ۚ
nikah
وَأَن
تَعْفُوٓا۟
(erkekler) sizin affetmeniz
أَقْرَبُ
daha yakındır
لِلتَّقْوَىٰ ۚ
takvaya
وَلَا
تَنسَوُا۟
unutmayın
ٱلْفَضْلَ
iyilik etmeyi
بَيْنَكُمْ ۚ
birbirinize
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
بَصِيرٌ
görür
Ve in tallaktumuhunne min kabli en temessuhunne ve kadfaradtum lehunne faridaten fe nısfu ma faradtum illaen ya'fune ev ya'fuvellezi bi yedihi ukdetun nikah, ve en ta'fu akrabu lit takva ve la tensevul fadla beynekum innallahe bi ma ta'melune basir.
Mehir miktarını kesinleştirdiyseniz. Nikah sözleşmesini yaptıysanız. Evlilik kararını kesinleştirdiyseniz.
Belirlenen mehir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve in
|
ve eğer | - |
| 2 |
tallektumuhunne
|
onları boşarsanız | طلق |
| 3 |
min
|
- | |
| 4 |
kabli
|
önce | قبل |
| 5 |
en
|
- | |
| 6 |
temessuhunne
|
henüz dokunmadan | مسس |
| 7 |
vekad
|
takdirde | - |
| 8 |
feradtum
|
(bir mehir) tesbit ettiğiniz | فرض |
| 9 |
lehunne
|
onlar için | - |
| 10 |
ferideten
|
vermeniz gerekir | فرض |
| 11 |
fenisfu
|
yarısını | نصف |
| 12 |
ma
|
şeyin (mehrin) | - |
| 13 |
feradtum
|
tesbit ettiğiniz | فرض |
| 14 |
illa
|
hariç | - |
| 15 |
en
|
- | |
| 16 |
yea'fune
|
(kadının) vazgeçmesi | عفو |
| 17 |
ev
|
veya | - |
| 18 |
yea'fuve
|
vazgeçmesi | عفو |
| 19 |
llezi
|
kimsenin (erkeğin) | - |
| 20 |
biyedihi
|
elinde olan | يدي |
| 21 |
ukdetu
|
akdi | عقد |
| 22 |
n-nikahi
|
nikah | نكح |
| 23 |
ve en
|
- | |
| 24 |
tea'fu
|
(erkekler) sizin affetmeniz | عفو |
| 25 |
ekrabu
|
daha yakındır | قرب |
| 26 |
littekva
|
takvaya | وقي |
| 27 |
ve la
|
- | |
| 28 |
tensevu
|
unutmayın | نسي |
| 29 |
l-fedle
|
iyilik etmeyi | فضل |
| 30 |
beynekum
|
birbirinize | بين |
| 31 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 32 |
llahe
|
Allah | - |
| 33 |
bima
|
şeyleri | - |
| 34 |
tea'melune
|
yaptıklarınız | عمل |
| 35 |
besirun
|
görür | بصر |