Hariç o kimseler iman eden ve ameli salih yapan ve tavsiye eden hak ile ve tavsiye eden sabır ile
إِلَّا
ancak (ziyanda değillerdir)
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
وَتَوَاصَوْا۟
tavsiye edenler
بِٱلْحَقِّ
hakkı
وَتَوَاصَوْا۟
ve tavsiye edenler
بِٱلصَّبْرِ
sabrı
İllellezine amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr.
"İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "iman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.