"Eğer yalanlarsanız, şunu bilin ki, sizden öncekiler de yalanlamışlardı. Resule düşen de açıkça çağrı yapmaktan başka bir şey değildir."
وَإِن
ve eğer
تُكَذِّبُوا۟
yalanlarsanız
فَقَدْ
elbette
كَذَّبَ
yalanlamışlardı
أُمَمٌ
ümmetler de
مِّن
قَبْلِكُمْ ۖ
sizden önceki
وَمَا
ve yoktur
عَلَى
düşen
ٱلرَّسُولِ
elçiye
إِلَّا
başka bir şey
ٱلْبَلَـٰغُ
tebliğ etmekten
ٱلْمُبِينُ
açıkça
Ve in tukezzibu fe kad kezzebe umemun min kablikum, ve ma aler resuli illel belagul mubin.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve in
|
ve eğer | - |
| 2 |
tukezzibu
|
yalanlarsanız | كذب |
| 3 |
fekad
|
elbette | - |
| 4 |
kezzebe
|
yalanlamışlardı | كذب |
| 5 |
umemun
|
ümmetler de | امم |
| 6 |
min
|
- | |
| 7 |
kablikum
|
sizden önceki | قبل |
| 8 |
ve ma
|
ve yoktur | - |
| 9 |
ala
|
düşen | - |
| 10 |
r-rasuli
|
elçiye | رسل |
| 11 |
illa
|
başka bir şey | - |
| 12 |
l-belagu
|
tebliğ etmekten | بلغ |
| 13 |
l-mubinu
|
açıkça | بين |