İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inandığınız halde onlar sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıkları zaman; "iman ettik." derler, yalnız kaldıkları zaman ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Kuşkusuz, Allah, kalplerin gizlediklerini bilir.
هَـٰٓأَنتُمْ
işte siz
أُو۟لَآءِ
öyle kimselersiniz ki
تُحِبُّونَهُمْ
onları seversiniz
وَلَا
يُحِبُّونَكُمْ
halbuki onlar sizi sevmezler
وَتُؤْمِنُونَ
ve inanırsınız
بِٱلْكِتَـٰبِ
Kitabın
كُلِّهِ
hepsine
وَإِذَا
zaman
لَقُوكُمْ
sizinle karşılaştıkları
قَالُوٓا۟
derler
ءَامَنَّا
inandık
وَإِذَا
ve zaman
خَلَوْا۟
yalnız kaldıkları
عَضُّوا۟
ısırırlar
عَلَيْكُمُ
size karşı
ٱلْأَنَامِلَ
parmak uçlarını
مِنَ
-den
ٱلْغَيْظِ ۚ
öfke-
قُلْ
de ki
مُوتُوا۟
ölün
بِغَيْظِكُمْ ۗ
öfkenizden
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌ
bilir
بِذَاتِ
özünü
ٱلصُّدُورِ
göğüslerin
Ha entum ulai tuhıbbunehum ve la yuhıbbunekum ve tu'minune bil kitabi kullih, ve iza lekukum kalu amenna, ve iza halev addu aleykumul enamile minel gayz, kul mutu bi gayzikum, innallahe alimun bi zatis sudur.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ha entum
|
işte siz | - |
| 2 |
ula'i
|
öyle kimselersiniz ki | - |
| 3 |
tuhibbunehum
|
onları seversiniz | حبب |
| 4 |
vela
|
- | |
| 5 |
yuhibbunekum
|
halbuki onlar sizi sevmezler | حبب |
| 6 |
ve tu'minune
|
ve inanırsınız | امن |
| 7 |
bil-kitabi
|
Kitabın | كتب |
| 8 |
kullihi
|
hepsine | كلل |
| 9 |
ve iza
|
zaman | - |
| 10 |
lekukum
|
sizinle karşılaştıkları | لقي |
| 11 |
kalu
|
derler | قول |
| 12 |
amenna
|
inandık | امن |
| 13 |
ve iza
|
ve zaman | - |
| 14 |
halev
|
yalnız kaldıkları | خلو |
| 15 |
addu
|
ısırırlar | عدد |
| 16 |
aleykumu
|
size karşı | - |
| 17 |
l-enamile
|
parmak uçlarını | نمل |
| 18 |
mine
|
-den | - |
| 19 |
l-gayzi
|
öfke- | غيظ |
| 20 |
kul
|
de ki | قول |
| 21 |
mutu
|
ölün | موت |
| 22 |
bigayzikum
|
öfkenizden | غيظ |
| 23 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 24 |
llahe
|
Allah | - |
| 25 |
alimun
|
bilir | علم |
| 26 |
bizati
|
özünü | - |
| 27 |
s-suduri
|
göğüslerin | صدر |