Sad-Lam-Sad-Lam
SlSl
Çınlamak, çarpışmak, kurutulmak, ses çıkarmak. sallatun - ses, şangırtı, kuru toprak. salsaal - kuru çınlayan kil, ses çıkaran/kurutulmuş kil.
İlgili Ayetler
Bu kök kelime (7) ayette yer almaktadır.
Hicr / 15:26:5
Ant olsun ki; Biz, insanı salsalinden, dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattık.
وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ مِن صَلْصَـٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Ve le kad halaknel insane min salsalin min hamein mesnun.
Hicr / 15:28:9
Hani Rabb'in meleklere: "Ben salsalinden, dönüşüme uğramış bir balçıktan, bir beşer yaratacağım." demişti.
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّى خَـٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن صَلْصَـٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Ve iz kale rabbuke lil melaiketi inni halikun beşeren min salsalin min hamein mesnun.
Hicr / 15:33:8
İblis: "Ben; salsalinden, dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattığın bir beşere, secde etmem." Dedi.
قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُۥ مِن صَلْصَـٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Kale lem ekun li escude li beşerin halaktehu min salsalin min hamein mesnun.
Mü'min / 40:71:5
O vakit boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürüklenecekler.
إِذِ ٱلْأَغْلَـٰلُ فِىٓ أَعْنَـٰقِهِمْ وَٱلسَّلَـٰسِلُ يُسْحَبُونَ
İzil aglalu fi a'nakıhim ves selasil, yushabun.
Rahmân / 55:14:4
İnsanı salsalinden, çömlek gibi pişmiş kuru çamurdan yarattı.
خَلَقَ ٱلْإِنسَـٰنَ مِن صَلْصَـٰلٍ كَٱلْفَخَّارِ
Halakal insane min salsalin kel fehhar.
Hâkka / 69:32:3
"Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."
ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ
Summe fi silsiletin zer'uha seb'une ziraan feslukuh.
İnsân / 76:4:4
Kafirler için zincirler, kelepçeler ve alevli ateş hazırladık.
إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَـٰفِرِينَ سَلَـٰسِلَا۟ وَأَغْلَـٰلًا وَسَعِيرًا
İnna a'tedna lil kafirine selasile ve ağlalen ve seira.