Sad-Lam-Sad-Lam

SlSl
Çınlamak, çarpışmak, kurutulmak, ses çıkarmak. sallatun - ses, şangırtı, kuru toprak. salsaal - kuru çınlayan kil, ses çıkaran/kurutulmuş kil.

İlgili Ayetler

Bu kök kelime (7) ayette yer almaktadır.
Ve muhakkak yarattık biz o insanı pişirilmiş balçıktan dönüşüme uğramış
وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ مِن صَلْصَـٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Ve le kad halaknel insane min salsalin min hamein mesnun.
Ve hani demişti ki Rabbin meleklere ben yaratacağım bir beşer pişirilmiş balçıktan dönüşüme uğramış
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّى خَـٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن صَلْصَـٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Ve iz kale rabbuke lil melaiketi inni halikun beşeren min salsalin min hamein mesnun.
Dedi olmayacağım uygulayanı beşer için yarattın onu pişirilmiş balçıktan dönüşüme uğramış
قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُۥ مِن صَلْصَـٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Kale lem ekun li escude li beşerin halaktehu min salsalin min hamein mesnun.
O vakit boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürüklenecekler.
إِذِ ٱلْأَغْلَـٰلُ فِىٓ أَعْنَـٰقِهِمْ وَٱلسَّلَـٰسِلُ يُسْحَبُونَ
İzil aglalu fi a'nakıhim ves selasil, yushabun.
İnsanı salsalinden, çömlek gibi pişmiş kuru çamurdan yarattı.
خَلَقَ ٱلْإِنسَـٰنَ مِن صَلْصَـٰلٍ كَٱلْفَخَّارِ
Halakal insane min salsalin kel fehhar.
"Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."
ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ
Summe fi silsiletin zer'uha seb'une ziraan feslukuh.
Kafirler için zincirler, kelepçeler ve alevli ateş hazırladık.
إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَـٰفِرِينَ سَلَـٰسِلَا۟ وَأَغْلَـٰلًا وَسَعِيرًا
İnna a'tedna lil kafirine selasile ve ağlalen ve seira.