فَأَكَلَا
yediler
مِنْهَا
o(ağaç)tan
فَبَدَتْ
böylece göründü
لَهُمَا
kendilerine
سَوْءَٰتُهُمَا
kötü yerleri
وَطَفِقَا
ve başladılar
يَخْصِفَانِ
örtmeğe
عَلَيْهِمَا
üstlerini
مِن
-ndan
وَرَقِ
yaprağı-
ٱلْجَنَّةِ ۚ
cennet
وَعَصَىٰٓ
ve karşı geldi
ءَادَمُ
Adem
رَبَّهُ
Rabbine
فَغَوَىٰ
ve şaşırdı
Fe ekela minha fe bedet lehuma sev'atuhuma ve tafıka yahsıfani aleyhima min varakıl cenneti ve asa ademu rabbehu fe gava.
Aşındırmak, zenginleşmek, küpünü doldurmak, azık, aş.
Ayette; "sev'atu-huma" kelimesine, "avret yerlerinin açığa çıkması" veya "ayıp yerlerinin gözükmesi" şeklinde anlam verilmesi İsrailiyyat'tan kaynaklanmaktadır. İnsanın yaradılış itibariyle "bizatihi" çirkin olan bir organı yoktur. Bu nedenle cinsel organlar için çirkin nitelemesi yapmak doğru değildir. Ayette geçen "sev'ete" kelimesi "sue" kelimesinden türemiştir. "Sue" kelimesi; kötü ve çirkin olan iş, söz ve durum demektir. Dolayısıyla; "örtülmüş çirkinliklerin gösterilmesi, avret yerlerinin açığa çıkarılması değil, olsa olsa insanın fıtratında bulunan "hasenenin (iyiliğin)" karşıtı olan "kötülük" egosunun harekete geçmesi, açığa çıkması şeklinde anlaşılmalıdır. Dikkat edilirse, "ağaç yaprakları" değil, "cennet yaprakları" denmektedir. "Varak" kelimesi, burada "yaprak" anlamında değil, "mal varlığı" anlamındadır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
feekela
|
yediler | اكل |
| 2 |
minha
|
o(ağaç)tan | - |
| 3 |
febedet
|
böylece göründü | بدو |
| 4 |
lehuma
|
kendilerine | - |
| 5 |
sev'atuhuma
|
kötü yerleri | سوا |
| 6 |
ve tafika
|
ve başladılar | طفق |
| 7 |
yehsifani
|
örtmeğe | خصف |
| 8 |
aleyhima
|
üstlerini | - |
| 9 |
min
|
-ndan | - |
| 10 |
veraki
|
yaprağı- | ورق |
| 11 |
l-cenneti
|
cennet | جنن |
| 12 |
ve asa
|
ve karşı geldi | عصي |
| 13 |
ademu
|
Adem | - |
| 14 |
rabbehu
|
Rabbine | ربب |
| 15 |
fe gava
|
ve şaşırdı | غوي |