"Öyle ki onları ne zaman Sen'in bağışlayıcılığına çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler[1] ısrarla kibirlendikçe kibirlendiler."
وَإِنِّى
ve elbette ben
كُلَّمَا
her nezaman
دَعَوْتُهُمْ
onları da'vet ettimse
لِتَغْفِرَ
bağışlaman için
لَهُمْ
onları
جَعَلُوٓا۟
koydular
أَصَـٰبِعَهُمْ
parmaklarını
فِىٓ
ءَاذَانِهِمْ
kulaklarına
وَٱسْتَغْشَوْا۟
ve başlarına çektiler
ثِيَابَهُمْ
örtülerini
وَأَصَرُّوا۟
ve direttiler
وَٱسْتَكْبَرُوا۟
ve böbürlendiler
ٱسْتِكْبَارًا
kibirle
Ve inni kullema deavtuhum li tagfire lehum cealu esabiahum fi azanihim vestagşev siyabehum ve esarru vestekberustikbara.
Gerçeği görmek istemediler. Gerçeği görmezden geldiler, ondan saklandılar.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve inni
|
ve elbette ben | - |
| 2 |
kullema
|
her nezaman | كلل |
| 3 |
deavtuhum
|
onları da'vet ettimse | دعو |
| 4 |
litegfira
|
bağışlaman için | غفر |
| 5 |
lehum
|
onları | - |
| 6 |
cealu
|
koydular | جعل |
| 7 |
esabiahum
|
parmaklarını | صبع |
| 8 |
fi
|
- | |
| 9 |
azanihim
|
kulaklarına | اذن |
| 10 |
vestegşev
|
ve başlarına çektiler | غشو |
| 11 |
siyabehum
|
örtülerini | ثوب |
| 12 |
ve esarru
|
ve direttiler | سرر |
| 13 |
vestekberu
|
ve böbürlendiler | كبر |
| 14 |
stikbaran
|
kibirle | كبر |