Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O Gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi[1] vardır.
وَأَنذِرْهُمْ
ve onları uyar
يَوْمَ
güne (karşı)
ٱلْـَٔازِفَةِ
yaklaşan
إِذِ
zira
ٱلْقُلُوبُ
yürekler
لَدَى
dayanmıştır
ٱلْحَنَاجِرِ
gırtlaklara
كَـٰظِمِينَ ۚ
yutkunur dururlar
مَا
yoktur
لِلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerin
مِنْ
hiçbir
حَمِيمٍ
dostu
وَلَا
ve yoktur
شَفِيعٍ
bir aracıları
يُطَاعُ
sözü tutulur
Ve enzirhum yevmel azifeti izil kulubu ledel hanaciri kazımin, ma liz zalimine min hamimin ve la şefiin yutau.
Şefaat, kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat etme" inancı kesinlikle şirktir (2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve enzirhum
|
ve onları uyar | نذر |
| 2 |
yevme
|
güne (karşı) | يوم |
| 3 |
l-azifeti
|
yaklaşan | ازف |
| 4 |
izi
|
zira | - |
| 5 |
l-kulubu
|
yürekler | قلب |
| 6 |
leda
|
dayanmıştır | - |
| 7 |
l-hanaciri
|
gırtlaklara | حنجر |
| 8 |
kazimine
|
yutkunur dururlar | كظم |
| 9 |
ma
|
yoktur | - |
| 10 |
lizzalimine
|
zalimlerin | ظلم |
| 11 |
min
|
hiçbir | - |
| 12 |
hamimin
|
dostu | حمم |
| 13 |
ve la
|
ve yoktur | - |
| 14 |
şefiin
|
bir aracıları | شفع |
| 15 |
yutau
|
sözü tutulur | طوع |