وَجَعَلَنِى
ve beni kıldı
مُبَارَكًا
bereketli
أَيْنَ
nerede
مَا
كُنتُ
olursam
وَأَوْصَـٰنِى
ve bana emretti
بِٱلصَّلَوٰةِ
salat ile
وَٱلزَّكَوٰةِ
ve zekat vermeyi
مَا
دُمْتُ
olduğum sürece
حَيًّا
sağ
Ve cealeni mubareken eyne ma kuntu ve evsani bis salati vez zekati ma dumtu hayya.
Kutlu.
Salat, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelme demektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmak, dayanışmak, ilgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almaktır. Salatın diğer anlamları şunlardır: Ritüel salat (Namaz), dua etmek, din, havra. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak. Namaz, Farsça bir kelimedir ve bu kelime Kur'an'da geçmez.
Bkz. 19:13. ayetin dipnotu.
Hükme bağladı.