Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim[1] olan, O Gün azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;
يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ
birbirlerine gösterilirler
يَوَدُّ
ister
ٱلْمُجْرِمُ
suçlu olan
لَوْ
keşke
يَفْتَدِى
fidye versin
مِنْ
-ndan (kurtarmak için)
عَذَابِ
azabı-
يَوْمِئِذٍ
o günün
بِبَنِيهِ
oğullarını
Yubassarunehum yeveddul mucrimu lev yeftedi min azabi yevmi izin bi benih.
Suçlu. Hakikat ile bağını koparmış. Mücrim, "basit suçlu" anlamında değil, Kafir, nankör, Müşrik, sapkın" olmayı da kapsan "suçların hepsini içine alan, onların toplamını ifade eden" bir kavramdır.