Allah, kasıtsız[1] yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ancak bilinçli olarak ettiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun[2] bedeli ailenize yedirdiğinizin ortalaması üzerinden on yoksulu yedirmek veya onları giydirmek veya bir rekabeyi[3] özgürlüğüne kavuşturmaktır. Fakat bunlara gücü yetmeyene üç gün siyam[4] vardır. Bozduğunuz yeminlerinizin bedeli budur. Yeminlerinizi bozmayın. Allah, size ayetlerini[5] böyle açıklıyor. Umulur ki şükredersiniz[6].
لَا
يُؤَاخِذُكُمُ
sizi sorumlu tutmaz
ٱللَّهُ
Allah
بِٱللَّغْوِ
lağvdan ötürü
فِىٓ
أَيْمَـٰنِكُمْ
yeminlerinizdeki
وَلَـٰكِن
fakat
يُؤَاخِذُكُم
sizi sorumlu tutar
بِمَا
ötürü
عَقَّدتُّمُ
bilerek yaptığınız
ٱلْأَيْمَـٰنَ ۖ
yeminlerden
فَكَفَّـٰرَتُهُٓ
bunun keffareti
إِطْعَامُ
yedirmektir
عَشَرَةِ
on
مَسَـٰكِينَ
fakiri
مِنْ
أَوْسَطِ
orta derecesinden
مَا
ne ki
تُطْعِمُونَ
yediriyorsunuz
أَهْلِيكُمْ
ailenize
أَوْ
yahut
كِسْوَتُهُمْ
onları giydirmektir
أَوْ
ya da
تَحْرِيرُ
hürriyete kavuşturmaktır
رَقَبَةٍ ۖ
bir köleyi
فَمَن
kimse ise
لَّمْ
يَجِدْ
bulamayan
فَصِيَامُ
savm etsin
ثَلَـٰثَةِ
üç
أَيَّامٍ ۚ
gün
ذَٰلِكَ
işte budur
كَفَّـٰرَةُ
keffareti
أَيْمَـٰنِكُمْ
yeminlerinizin
إِذَا
zaman
حَلَفْتُمْ ۚ
(yemini) bozduğunuz
وَٱحْفَظُوٓا۟
ve koruyun
أَيْمَـٰنَكُمْ ۚ
yeminlerinizi
كَذَٰلِكَ
böylece
يُبَيِّنُ
açıklıyor
ٱللَّهُ
Allah
لَكُمْ
size
ءَايَـٰتِهِ
ayetlerini
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz
La yuahizukumullahu bil lagvi fi eymanikum ve lakin yuahizukum bima akkadtumul eyman, fe keffaretuhu it'amu aşereti mesakine min evsatı ma tut'ımune ehlikum ev kisvetuhum ev tahriru rakabeh fe men lem yecid fe sıyamu selaseti eyyam zalike keffaretu eymanikum iza haleftum vahfezu eymanekum kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihi leallekum teşkurun.
Yalan söyleme amacıyla yapılmayan veya doğru sanılarak yapılan.
Yeminlerinizi bozmanızın bedeli.
Bkz. 9:92. ayetin dipnotu.
Oruç.
Hükümlerini.
Gerekeni yaparsınız. Bkz. 4:147. ayetin dipnotu.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
la
|
- | |
| 2 |
yu'ahizukumu
|
sizi sorumlu tutmaz | اخذ |
| 3 |
llahu
|
Allah | - |
| 4 |
bil-legvi
|
lağvdan ötürü | لغو |
| 5 |
fi
|
- | |
| 6 |
eymanikum
|
yeminlerinizdeki | يمن |
| 7 |
velakin
|
fakat | - |
| 8 |
yu'ahizukum
|
sizi sorumlu tutar | اخذ |
| 9 |
bima
|
ötürü | - |
| 10 |
akkadtumu
|
bilerek yaptığınız | عقد |
| 11 |
l-eymane
|
yeminlerden | يمن |
| 12 |
fekeffaratuhu
|
bunun keffareti | كفر |
| 13 |
it'aamu
|
yedirmektir | طعم |
| 14 |
aşerati
|
on | عشر |
| 15 |
mesakine
|
fakiri | سكن |
| 16 |
min
|
- | |
| 17 |
evseti
|
orta derecesinden | وسط |
| 18 |
ma
|
ne ki | - |
| 19 |
tut'imune
|
yediriyorsunuz | طعم |
| 20 |
ehlikum
|
ailenize | اهل |
| 21 |
ev
|
yahut | - |
| 22 |
kisvetuhum
|
onları giydirmektir | كسو |
| 23 |
ev
|
ya da | - |
| 24 |
tehriru
|
hürriyete kavuşturmaktır | حرر |
| 25 |
rakabetin
|
bir köleyi | رقب |
| 26 |
femen
|
kimse ise | - |
| 27 |
lem
|
- | |
| 28 |
yecid
|
bulamayan | وجد |
| 29 |
fesiyamu
|
savm etsin | صوم |
| 30 |
selaseti
|
üç | ثلث |
| 31 |
eyyamin
|
gün | يوم |
| 32 |
zalike
|
işte budur | - |
| 33 |
keffaratu
|
keffareti | كفر |
| 34 |
eymanikum
|
yeminlerinizin | يمن |
| 35 |
iza
|
zaman | - |
| 36 |
haleftum
|
(yemini) bozduğunuz | حلف |
| 37 |
vehfezu
|
ve koruyun | حفظ |
| 38 |
eymanekum
|
yeminlerinizi | يمن |
| 39 |
kezalike
|
böylece | - |
| 40 |
yubeyyinu
|
açıklıyor | بين |
| 41 |
llahu
|
Allah | - |
| 42 |
lekum
|
size | - |
| 43 |
ayatihi
|
ayetlerini | ايي |
| 44 |
leallekum
|
umulur ki | - |
| 45 |
teşkurune
|
şükredersiniz | شكر |