Ve Zu'n-Nun'u[1] da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.
وَذَا
ve Zü(nnun'u)
ٱلنُّونِ
(ve Zün)nun'u
إِذ
zira
ذَّهَبَ
gitmişti
مُغَـٰضِبًا
kızarak
فَظَنَّ
sanmıştı
أَن
diye
لَّن
asla
نَّقْدِرَ
güç yetiremeyeceğiz
عَلَيْهِ
kendisine
فَنَادَىٰ
nihayet yalvardı
فِى
içinde
ٱلظُّلُمَـٰتِ
karanlıklar
أَن
diye
لَّآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّآ
başka
أَنتَ
senden
سُبْحَـٰنَكَ
senin şanın yücedir
إِنِّى
muhakkak ben
كُنتُ
oldum
مِنَ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerden
Ve zennuni iz zehebe mugadıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nada fiz zulumati en la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minez zalimin.
Yunus Nebi'yi. (Balık karnına girmiş olan.)
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve za
|
ve Zü(nnun'u) | - |
| 2 |
n-nuni
|
(ve Zün)nun'u | نون |
| 3 |
iz
|
zira | - |
| 4 |
zehebe
|
gitmişti | ذهب |
| 5 |
mugadiben
|
kızarak | غضب |
| 6 |
fe zenne
|
sanmıştı | ظنن |
| 7 |
en
|
diye | - |
| 8 |
len
|
asla | - |
| 9 |
nekdira
|
güç yetiremeyeceğiz | قدر |
| 10 |
aleyhi
|
kendisine | - |
| 11 |
fenada
|
nihayet yalvardı | ندو |
| 12 |
fi
|
içinde | - |
| 13 |
z-zulumati
|
karanlıklar | ظلم |
| 14 |
en
|
diye | - |
| 15 |
la
|
yoktur | - |
| 16 |
ilahe
|
tanrı | اله |
| 17 |
illa
|
başka | - |
| 18 |
ente
|
senden | - |
| 19 |
subhaneke
|
senin şanın yücedir | سبح |
| 20 |
inni
|
muhakkak ben | - |
| 21 |
kuntu
|
oldum | كون |
| 22 |
mine
|
- | |
| 23 |
z-zalimine
|
zalimlerden | ظلم |