هُوَ
O
ٱلَّذِى
بَعَثَ
gönderendir
فِى
içinde
ٱلْأُمِّيِّـنَ
ümmiler
رَسُولًا
bir elçi
مِّنْهُمْ
kendilerinden olan
يَتْلُوا۟
okuyan
عَلَيْهِمْ
onlara
ءَايَـٰتِهِ
O'nun ayetlerini
وَيُزَكِّيهِمْ
ve onları yücelten
وَيُعَلِّمُهُمُ
ve onlara öğreten
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
وَٱلْحِكْمَةَ
ve hikmeti
وَإِن
oysa
كَانُوا۟
onlar idiler
مِن
قَبْلُ
önceden
لَفِى
içinde
ضَلَـٰلٍ
bir sapıklık
مُّبِينٍ
açık
Huvellezi bease fil ummiyyine resulen minhum yetlu aleyhim ayatihi ve yuzekkihim ve yuallimuhumul kitabe vel hikmeh, ve in kanu min kablu le fi dalalin mubin.
Ana kentlilere (Mekkelilere) veya daha önce kendilerine Kitap gönderilmemiş olan topluluklara.
Kitap, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerindendir. Kur'an'ın Allah tarafından buyrulan, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ve belirlenmiş ilkelerin ve kuralları ifade etmektedir. Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerindendir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi (Bkz. 62:2). Hikmet, "engel olmak" demektir: Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkelerini ifade etmektedir. Hikmetin anlamlarından birisi de sağlıklı düşünmek, gerçeği kavramak, doğru yargıda bulunmak yetisidir. Hikmet kavramının ayrıca yargılama, karar, güçlendirmek, sağlamlaştırmak, bilmek, bilge olmak, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkum, tahakküm, istihkam, gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet kelimesine sünnet anlamı verilmesi doğru değildir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
huve
|
O | - |
| 2 |
llezi
|
- | |
| 3 |
bease
|
gönderendir | بعث |
| 4 |
fi
|
içinde | - |
| 5 |
l-ummiyyine
|
ümmiler | امم |
| 6 |
rasulen
|
bir elçi | رسل |
| 7 |
minhum
|
kendilerinden olan | - |
| 8 |
yetlu
|
okuyan | تلو |
| 9 |
aleyhim
|
onlara | - |
| 10 |
ayatihi
|
O'nun ayetlerini | ايي |
| 11 |
ve yuzekkihim
|
ve onları yücelten | زكو |
| 12 |
ve yuallimuhumu
|
ve onlara öğreten | علم |
| 13 |
l-kitabe
|
Kitabı | كتب |
| 14 |
velhikmete
|
ve hikmeti | حكم |
| 15 |
vein
|
oysa | - |
| 16 |
kanu
|
onlar idiler | كون |
| 17 |
min
|
- | |
| 18 |
kablu
|
önceden | قبل |
| 19 |
lefi
|
içinde | - |
| 20 |
delalin
|
bir sapıklık | ضلل |
| 21 |
mubinin
|
açık | بين |