"Bana düşen sadece Allah'tan aldığım vahyi size duyurmak ve gönderileni iletmektir. Kim Allah'a ve O'nun Resul'üne[1] karşı gelirse, bilsin ki onun için kesintisiz olarak sürekli içinde kalacağı Cehennem ateşi vardır."
إِلَّا
sadece (yapabileceğim)
بَلَـٰغًا
duyurmaktır
مِّنَ
-tan
ٱللَّهِ
Allah-
وَرِسَـٰلَـٰتِهِ ۚ
ve O'nun elçiliğidir
وَمَن
artık kim
يَعْصِ
baş kaldırırsa
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُ
ve Elçisine
فَإِنَّ
şüphesiz
لَهُ
ona vardır
نَارَ
ateşi
جَهَنَّمَ
cehennem
خَـٰلِدِينَ
sürekli kalacağı
فِيهَآ
içinde
أَبَدًا
ebedi
İlla belagan minallahi ve risalatih, ve men ya'sıllahe ve resulehu fe inne lehu nare cehenneme halidine fiha ebeda.
İslam dininin "atalar" ve "rivayetler" dinine dönüştürülmesi, büyük oranda "Allah'a ve Resul'üne itaat" etmeyi buyuran ayetlerdeki "Resul'e itaat etmeye", "Peygambere, yani sünnete ve hadise itaat etmek" anlamı verilerek yapılmıştır. Bu anlam kesinlikle büyük bir yanılgıdır. Kur'an'da peygamber kelimesi geçmez. Peygamber, Farsça bir kelimedir. Kur'an'da Resul ve Nebi kelimeleri ayrı ayrı geçmektedir. Kur'an'da Nebi'ye itaat etmeyi buyuran ayet yoktur. Yalnızca Resul'e itaat etmek vardır. Çünkü Resul'e itaat etmeyle kast edilen şey, Resulün bize ilettiği ayetlere itaat etmektir. Dolayısı ile Resul'e itaat etmek demek, aslında Allah'a itaat etmek demektir. Resul'e tabi olmak demek, Allah'a yani vahye tabi olmak demektir. "Kur'an, Allah'ın kelamı, Resul'ün beyanıdır/sözüdür." Diğer bir ifade ile Resul'ün sözleri "ayettir", Nebi'nin sözleri ise "şahsidir" ve Nebi'nin şahsına aittir. Resul'ün söyledikleri ise şahsına ait olmayıp Allah'a aittir. (69:40) Resul, hatasızdır. Nebi'nin yanıldığı olmuştur. Resul ilahi koruma altındadır. Resul'e itiraz etmek, Allah'a itiraz etmektir. Ama Nebi'ye itiraz edilebilir, nitekim sahabe zaman zaman bunu yapmıştır. Allah'a itaatin emredildiği ayetlerde, bir terkip olarak Resul'e de itaat emredilmektedir. Aslında bu itaat, Resul'ün şahsına değil, onun vahiy olan sözlerine itaat etmektir ve bu Allah'a itaat etmek anlamına gelmektedir. Yani "Allah ve Resul'ü" terkibi, iki ayrı şey değil, yalnızca Allah'ı kast eden bir terkiptir. Bu terkipte yer alan "ve" edatı, "atf-ı beyan" olarak kendinden önceki kelimeyi kendinden sonraki kelime ile açıklama görevi yapmaktadır. Bu kurala göre Allah ve Resul'üne itaat etmek demek, anlam olarak yalnızca "Allah'a, vahye itaat etmek" demektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
illa
|
sadece (yapabileceğim) | - |
| 2 |
belagan
|
duyurmaktır | بلغ |
| 3 |
mine
|
-tan | - |
| 4 |
llahi
|
Allah- | - |
| 5 |
ve risalatihi
|
ve O'nun elçiliğidir | رسل |
| 6 |
ve men
|
artık kim | - |
| 7 |
yea'si
|
baş kaldırırsa | عصي |
| 8 |
llahe
|
Allah'a | - |
| 9 |
ve rasulehu
|
ve Elçisine | رسل |
| 10 |
feinne
|
şüphesiz | - |
| 11 |
lehu
|
ona vardır | - |
| 12 |
nara
|
ateşi | نور |
| 13 |
cehenneme
|
cehennem | - |
| 14 |
halidine
|
sürekli kalacağı | خلد |
| 15 |
fiha
|
içinde | - |
| 16 |
ebeden
|
ebedi | ابد |