Hiç kimsenin bir başkasının yerine bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği ve hiç kimseye şefaatin[1] fayda vermeyeceği ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği günden korunup sakının.
وَٱتَّقُوا۟
sakının
يَوْمًا
şu günden (ki)
لَّا
تَجْزِى
cezasını çekmez
نَفْسٌ
kimse
عَن
نَّفْسٍ
kimsenin
شَيْـًٔا
bir şeyle
وَلَا
يُقْبَلُ
ve kabul edilmez
مِنْهَا
ondan
عَدْلٌ
fidye
وَلَا
تَنفَعُهَا
ona fayda vermez
شَفَـٰعَةٌ
şefaat
وَلَا
هُمْ
onlara
يُنصَرُونَ
yardım da edilmez
Vetteku yevmen la teczi nefsun an nefsin şey'en ve la yukbelu minha adlun ve la tenfeuha şefaatun ve la hum yunsarun.
Şefaatin kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir (Bkz. 2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
vetteku
|
sakının | وقي |
| 2 |
yevmen
|
şu günden (ki) | يوم |
| 3 |
la
|
- | |
| 4 |
teczi
|
cezasını çekmez | جزي |
| 5 |
nefsun
|
kimse | نفس |
| 6 |
an
|
- | |
| 7 |
nefsin
|
kimsenin | نفس |
| 8 |
şey'en
|
bir şeyle | شيا |
| 9 |
ve la
|
- | |
| 10 |
yukbelu
|
ve kabul edilmez | قبل |
| 11 |
minha
|
ondan | - |
| 12 |
adlun
|
fidye | عدل |
| 13 |
ve la
|
- | |
| 14 |
tenfeuha
|
ona fayda vermez | نفع |
| 15 |
şefaatun
|
şefaat | شفع |
| 16 |
ve la
|
- | |
| 17 |
hum
|
onlara | - |
| 18 |
yunsarune
|
yardım da edilmez | نصر |