سورة الشعراء
26. Şuarâ suresi
227 Ayet
21
فَفَرَرْتُ
مِنكُمْ
لَمَّا
خِفْتُكُمْ
فَوَهَبَ
لِى
رَبِّى
حُكْمًۭا
وَجَعَلَنِى
مِنَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
"Sizden korktuğum için de hemen kaçtım. Sonra Rabb'im bana hikmet[1] bağışladı ve beni Resullerden kıldı."
Detay ve Kelime Analizi
22
وَتِلْكَ
نِعْمَةٌۭ
تَمُنُّهَا
عَلَىَّ
أَنْ
عَبَّدتَّ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrailoğulları'nı kendine kul edinmiş olmayı bir nimetmiş gibi başıma kakıyorsun.[1]" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
23
قَالَ
فِرْعَوْنُ
وَمَا
رَبُّ
ٱلْعَـٰلَمِينَ
Firavun: "Alemlerin Rabb''i de nedir?" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
24
قَالَ
رَبُّ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَآ ۖ
إِن
كُنتُم
مُّوقِنِينَ
Musa: "Eğer bütün gerçekliği ile doğruyu bilmek istiyorsanız, bilesiniz ki O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabb'idir." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
25
قَالَ
لِمَنْ
حَوْلَهُۥٓ
أَلَا
تَسْتَمِعُونَ
Firavun, etrafındakilere: "Duymuyor musunuz?" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
26
قَالَ
رَبُّكُمْ
وَرَبُّ
ءَابَآئِكُمُ
ٱلْأَوَّلِينَ
Musa: "Sizin de Rabb'iniz, sizden önceki atalarınızın da Rabb'idir" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
27
قَالَ
إِنَّ
رَسُولَكُمُ
ٱلَّذِىٓ
أُرْسِلَ
إِلَيْكُمْ
لَمَجْنُونٌۭ
Firavun: "Size gönderilmiş olan Resul'ünüz, gerçekten mecnundur.[1]" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
28
قَالَ
رَبُّ
ٱلْمَشْرِقِ
وَٱلْمَغْرِبِ
وَمَا
بَيْنَهُمَآ ۖ
إِن
كُنتُمْ
تَعْقِلُونَ
Musa: "Eğer aklınızı kullanırsanız anlayacaksınız ki O, doğunun, batının ve ikisinin arasındakilerin Rabb'idir." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
29
قَالَ
لَئِنِ
ٱتَّخَذْتَ
إِلَـٰهًا
غَيْرِى
لَأَجْعَلَنَّكَ
مِنَ
ٱلْمَسْجُونِينَ
Firavun: "Benden başka bir ilah edinirsen, kesinlikle seni zindana atarım." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
30
قَالَ
أَوَلَوْ
جِئْتُكَ
بِشَىْءٍۢ
مُّبِينٍۢ
Musa: "Sana apaçık bir şey getirsem de mi?" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
31
قَالَ
فَأْتِ
بِهِۦٓ
إِن
كُنتَ
مِنَ
ٱلصَّـٰدِقِينَ
Firavun: "Öyleyse haydi getir onu. Eğer doğru söyleyenlerdensen." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
32
فَأَلْقَىٰ
عَصَاهُ
فَإِذَا
هِىَ
ثُعْبَانٌۭ
مُّبِينٌۭ
Bunun üzerine Musa, asasını bırakıverdi; bir de ne görsünler, apaçık büyük bir yılan.
Detay ve Kelime Analizi
33
وَنَزَعَ
يَدَهُۥ
فَإِذَا
هِىَ
بَيْضَآءُ
لِلنَّـٰظِرِينَ
Ve elini çıkardı. Bakanlar ne görsün; beyaz bir el.
Detay ve Kelime Analizi
34
قَالَ
لِلْمَلَإِ
حَوْلَهُۥٓ
إِنَّ
هَـٰذَا
لَسَـٰحِرٌ
عَلِيمٌۭ
Firavun, yanındaki melelere:[1] "Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
35
يُرِيدُ
أَن
يُخْرِجَكُم
مِّنْ
أَرْضِكُم
بِسِحْرِهِۦ
فَمَاذَا
تَأْمُرُونَ
"Sizi sihri ile yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne yapmamı istiyorsunuz?" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
36
قَالُوٓا۟
أَرْجِهْ
وَأَخَاهُ
وَٱبْعَثْ
فِى
ٱلْمَدَآئِنِ
حَـٰشِرِينَ
"Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere sihirbazları toplamaya birilerini gönder." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
37
يَأْتُوكَ
بِكُلِّ
سَحَّارٍ
عَلِيمٍۢ
"Bütün bilgili sihirbazları sana getirsinler."
Detay ve Kelime Analizi
38
فَجُمِعَ
ٱلسَّحَرَةُ
لِمِيقَـٰتِ
يَوْمٍۢ
مَّعْلُومٍۢ
Böylece sihirbazlar, belirlenen bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildiler.
Detay ve Kelime Analizi
39
وَقِيلَ
لِلنَّاسِ
هَلْ
أَنتُم
مُّجْتَمِعُونَ
İnsanlara: "Siz de toplananlar olun." denildi.
Detay ve Kelime Analizi
40
لَعَلَّنَا
نَتَّبِعُ
ٱلسَّحَرَةَ
إِن
كَانُوا۟
هُمُ
ٱلْغَـٰلِبِينَ
"Umarız sihirbazlar galip gelir; o zaman biz de onlara tabi oluruz."
Detay ve Kelime Analizi