سورة الشعراء
26. Şuarâ suresi
227 Ayet
181
أَوْفُوا۟
ٱلْكَيْلَ
وَلَا
تَكُونُوا۟
مِنَ
ٱلْمُخْسِرِينَ
"Ölçüde tam olun. Hak yiyenlerden olmayın."
Detay ve Kelime Analizi
182
وَزِنُوا۟
بِٱلْقِسْطَاسِ
ٱلْمُسْتَقِيمِ
"Doğru terazi ile tartın."
Detay ve Kelime Analizi
183
وَلَا
تَبْخَسُوا۟
ٱلنَّاسَ
أَشْيَآءَهُمْ
وَلَا
تَعْثَوْا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
مُفْسِدِينَ
"İnsanların mallarını değerinden düşürmeyin. Bozgunculuk yaparak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın."
Detay ve Kelime Analizi
184
وَٱتَّقُوا۟
ٱلَّذِى
خَلَقَكُمْ
وَٱلْجِبِلَّةَ
ٱلْأَوَّلِينَ
"Sizi ve sizden önceki nesilleri yaratana karşı takva sahibi olun."
Detay ve Kelime Analizi
185
قَالُوٓا۟
إِنَّمَآ
أَنتَ
مِنَ
ٱلْمُسَحَّرِينَ
"Sen iyice büyülenmişlerdensin." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
186
وَمَآ
أَنتَ
إِلَّا
بَشَرٌۭ
مِّثْلُنَا
وَإِن
نَّظُنُّكَ
لَمِنَ
ٱلْكَـٰذِبِينَ
"Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin. Kesinlikle yalancı olduğunu düşünüyoruz."
Detay ve Kelime Analizi
187
فَأَسْقِطْ
عَلَيْنَا
كِسَفًۭا
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
إِن
كُنتَ
مِنَ
ٱلصَّـٰدِقِينَ
"Eğer doğru söylüyorsan, haydi gökten üzerimize parçalar düşür."
Detay ve Kelime Analizi
188
قَالَ
رَبِّىٓ
أَعْلَمُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Şu'ayb: "Rabb'im yaptıklarınızı daha iyi bilir.[1]" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
189
فَكَذَّبُوهُ
فَأَخَذَهُمْ
عَذَابُ
يَوْمِ
ٱلظُّلَّةِ ۚ
إِنَّهُۥ
كَانَ
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظِيمٍ
Ne var ki onu yalanladılar. Bunun üzerine gölge gününün azabı onları yakaladı. Kuşkusuz o, büyük günün azabıydı.
Detay ve Kelime Analizi
190
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَةًۭ ۖ
وَمَا
كَانَ
أَكْثَرُهُم
مُّؤْمِنِينَ
Kuşkusuz bunda[1] bir ayet[2] vardır. Ama onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Detay ve Kelime Analizi
191
وَإِنَّ
رَبَّكَ
لَهُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلرَّحِيمُ
Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Detay ve Kelime Analizi
192
وَإِنَّهُۥ
لَتَنزِيلُ
رَبِّ
ٱلْعَـٰلَمِينَ
O[1], kesinlikle Alemlerin Rabb'inin indirmesidir.
Detay ve Kelime Analizi
193
نَزَلَ
بِهِ
ٱلرُّوحُ
ٱلْأَمِينُ
Onunla er-Ruh'ul Emin[1] indi.
Detay ve Kelime Analizi
194
عَلَىٰ
قَلْبِكَ
لِتَكُونَ
مِنَ
ٱلْمُنذِرِينَ
Senin kalbine. Uyarıcılardan olman için.
Detay ve Kelime Analizi
195
بِلِسَانٍ
عَرَبِىٍّۢ
مُّبِينٍۢ
Apaçık Arapça bir lisan ile.
Detay ve Kelime Analizi
196
وَإِنَّهُۥ
لَفِى
زُبُرِ
ٱلْأَوَّلِينَ
Kuşkusuz o kesinlikle öncekilerin Zeburlarında[1] da vardır.
Detay ve Kelime Analizi
197
أَوَلَمْ
يَكُن
لَّهُمْ
ءَايَةً
أَن
يَعْلَمَهُۥ
عُلَمَـٰٓؤُا۟
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
Ve İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi,[1] onlar için bir ayet[2] değil mi?
Detay ve Kelime Analizi
198
وَلَوْ
نَزَّلْنَـٰهُ
عَلَىٰ
بَعْضِ
ٱلْأَعْجَمِينَ
Eğer onu yabancılardan[1] birisine indirseydik;
Detay ve Kelime Analizi
199
فَقَرَأَهُۥ
عَلَيْهِم
مَّا
كَانُوا۟
بِهِۦ
مُؤْمِنِينَ
O da bunu onlara okusaydı, onlar yine de inanmayacaklardı.
Detay ve Kelime Analizi
200
كَذَٰلِكَ
سَلَكْنَـٰهُ
فِى
قُلُوبِ
ٱلْمُجْرِمِينَ
Böylece onu[1] mücrimlerin[2] kalplerine soktuk.[3]
Detay ve Kelime Analizi